O. Gönenç ve Reyhan Bayındır Gönenç

Özgürlük Hem de Herşeye… ‘Bodrum Otobüs Kızları’ Kitabından..

2716 Kez Okundu

Temmuz sıcağında Bodrum köylerinin birinden gelen dolmuş minibüsü garaja girdi. Önceki birkaç kişiden sonra elinden tutulmuş yedi yaşlarında bir kız çocuğu ve arkasından annesi indiler. Küçük kızın annesi anaç bir Bodrum köylü kadınıydı. İnmesine yardım ettiği çocuğunun ardından yaşlıca annesine el verirken giyimi dikkatimi çekti.

Çoktan şalvarı, plastik terliği terk etmiş hemcinslerinden bir adım ileri gitmiş, kırmızı renkli, lacivert biyeli tişörtünü sutyensiz giymişti. Benzerlerini çok gördüğümüz kabak çiçeği gibi açılmışlardan değildi, ciddi, ağırbaşlı ve saygındı. Önce dolmuştaki sallanmalardan rahatsız olmuş bakla kadar başlı iri göğüslerini birkaç el hareketiyle yerleştirdi.

Arkasından plastik örme bir çantayı tuttuğu sol eliyle çocuğunun elini de kavradı, sağ eliyle annesidir diye düşündüğüm yaşlı kadının koluna girerek pazarın içlerine doğru yürüdü. Ben arkalarından ancak eski bir Anadolu tanrıçasına duyacağım saygıyla bakıyordum.

O gün berberde sıra beklerken göz gezdirdiğim gazetede Avrupa futbol karşılaşmalarından haber ve fotoğraflar vardı. Önceden çıplak vücutlarını ulusal renkleriyle boyayıp üstüne ince birer mont veya gömlek giymiş Fransız ve İtalyan kadınları, kendi takımları gol atınca, hele Fransızlar kupayı aldıklarında, giyimlerini fora etmiş, İtalyanlar Michelangelo, Fransızlar Jeanne D’arc göğüslerini toplu coşkunun ortamına sunmuşlardı.

Sonra belediye parkında gördüğüm eli sigaralı, mutsuz gözleri kıpkırmızı, dalgın ve düşünceli, büyük şehirli olduğuna inandığım kadınla, kirlenmiş elbisesi belki ekmek almaktan vazgeçmeye mal olmuş dondurmanın yapış yapış ettiği elleriyle sıkılmış, ama soru sormaya da korkar görünen küçük kız çocuğu.

Acaba bizim anaç köylü kadınımızdaki sağlıklı güvenle, Fransız ve İtalyanlardaki garantili, güvenli, özgür yaşam koşulları, belediye parkında fırfırlı kolsuz buruşuk elbisesi, ayağının dibinde naylon torbası, yanında küçük kızıyla oturup, dalgın gözleri boşlukta, sigara içen kadıncağızı  hangi zora ve dayanılmaza sürüklemişti?

Anadolu tanrıçalarından gelip, Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir’in öykülerindeki Ege’li kızların göz koyduğu delikanlının göreceğini bile bile soyunup çıplak denize girmesinden geçerek Fransız ulusal kahramanı Jeanne D’arc’ın ünlü savaş tablosundaki açık göğüsleriyle süregelen  göğüs belirginliğinde odaklanmış bu özgürlük kavramı, gelmiş gelmiş, Bodrum’lu köylü kadınla Avrupalı kadınlara varmıştı da, bizim her konuda ayrıcalık ve üstünlük borusu öttüren saygın büyük kent kadınlarımız işin neresindeydi acaba?

Geçen yazın son günlerinde sevgili dostum Aydın’la beraber Akyarlar fenerinin oradaki kıyı lokantasında oturup dalgın ve mutlu, konuşmadan denize bakarken, masamızın yanından geçen iki tombul ve ışıltılı hanım bile dikkatimizi çelememişti. Ancak, aynı hanımlar bu kez aşağıdaki göğüs hizasındaki denizde hafiften hoplayarak ve kavuşturdukları ellerini önlerinde aşağı yukarı oynatarak küçük adımlarla geldikleri yöne  bu kez denizden dönerken önce birinin, sonra ötekinin tombul memeleri mayolarından fırlamış, Ege’ye İstanbullu selamları vermeye başlamıştı.

Biz iki saf, çevremizde başkası da olmadığından bu manzarayı o anda kendimize yönelik saymıştık. Oysa ki işin aslı çok sonra olaydan söz ettiğim  bir hanım arkadaşın verdiği bilgiyle ortaya çıkacak, bu işin bir karın yağlarını eritme egzersizi olduğu, mayolardan fırlayanların ise “Farkına varmamış, varsa da aldırmamış.” anlayışıyla geri alınmasının önemsenmediği anlaşılacaktı. Olsun, biraz özgürlük, yine de özgürlüktü.  Çünkü bu kesime mensup hanımefendilerden ya böyle kaza ile, ya bir gece yarısından sonra Turgutreis’ten Gümüşlük yoluna sapan cipte olduğu gibi emniyet kemerinden başka bir şey giymemiş halde  ve başı sevgilisinin omzunda ve çok mutlu görünümlü olanların dışında bu özgürlük alanında pek etkinlik görülmüyordu.

Ege ve Akdeniz çevrelerinde durumlar böyleyken daha batıda nasıldı? Demokrasi ve özgürlükte mangalda kül bırakmayan ülkelerden biri olan Danimarka’da prenses bilmem kim, ağabeyinin de bulunduğu bir arkadaş grubuyla ve bu gruptaki anadan üryan bir erkeğin gözü önünde ülkesinin sembolü sağmal inekleri kıskandıracak ölçüdeki göğüslerini açıp, yattan denize girerken teleobjektiflere yakalanıyor, iri grenli bu fotoğraflar basında yayınlandığında zavallı prensesçiğin artık gelecekte tahta çıkabilmesi söz konusu bile olamıyordu.

Bizler de zırt pırt karşımıza çıkıp özgürlük ve demokrasi hakkında laf edenlerin komik biçimde üçüncü milenyumda bile süren krallıklarının bir çift doksan beş numara göğüsün özgür kalmasıyla sarsılabileceğini anlamış oluyorduk. Daha başka yoruma gerek var mıydı?

Bu Yazı Bodrumlife Dergisi’nin  Mayıs 2011 tarihli
19. Sayısında Yayınlanmıştır.

Yazı: O.  Gönenç

 

Tam bir Ege aşığı olan Oral Gönenç, Bodrum Otobüsü Kızları’nda yine ağırlıklı olarak Ege’yi anlatmakla birlikte, ülkemizin değişik bölgelerindeki anılarını ve gözlemlerini Bodrum Otobüsü Kızları’nda okuyucusuyla paylaşıyor.

Anlıyor musun sözlerini?.. Tütsülü geceler… Börek, fırında yumurta, tulum peyniri… Uçuk makyaj, kısa çizme, file çorap… “Kefaluka” ne demek?.. Cennetkarıoğlu Efe… Mercimek çorbası içiyorum sıcacık… Çıplak göğüslü, blucin pantolonlu… Kitsch örneği bir çift kadın terliği… “Kapatın gari şu ıhladanı”… İzmir Doktorası… Su ısıttığı utangaç geceleri… Çıplak vücudunu seyrederek… Nokia’lar değerine alınır… Karşıyaka’dan gelen “Venüs-1”… Plakaları Slovakya, Romanya, Moldova… Sade pilav ver usta!.. Ön camda “basın” yazıyordu… Danıştay olsun okusun da!.. Kaçak tütün… “Restorize” etmek… We love you Crete!.. Kavanoz kapaklarından ders almak… Hırkalı, soluk etekli kız… Laki ile Kuki’nin bildirgesi… Kelleci Halil… Kebapçının külahı… Kuzey Kıbrıs ekonomisinin ruhuna fatiha… Müraccatül muacceletül vi ay pi ofis!.. Abi ne olursun bir hafta daha kal… İçine kırmızı çamaşır giyeceksin… Koca göğüslerini içine sarkıt… Erkek olmadan yaşanır mı?.. Yoksa sen evden mi kaçtın?.. Kızıl Saçlı Afet… Tombul memeleri mayolarından fırlamış… Ayla Hanım’ı elbisesiz gibi bilirdi… Göğüs başları Yolanda’nınkinin… Buzdolabında bira var mıydı?.. Armuz, paraçol, usturmaça… Nikâh düğün takmadan… Peynir kediye çarpıp… Kocam burada değil… Ateistler ayin mi yapıyor?.. Ben doğuyu sevmiyorum… Ayyıdız’ın bu halleri… Suzan Suzi…
“Bilmez min Mecellen’i?..

 

Bodrum Otobüs Kızları: Yazar: O.Gönenç

 

Bodrum Otobüs Kızları
240 Sayfa
Yayın Tarihi: 2009
O. Gönenç


Konu Yazarı : Bodrumlife Ekibi

Yorumlarınızı Yazın

Your email address will not be published.

Sonraki Yazılar

The Yacht Report’ta EgeYat Dünya Yedincisi Seçildi

Önceki Yazılar

Ayla Eriş Resim Sergisi Oasis – Nurol Kültür Merkezi 6 -18 Mayıs 2011

En Son Yazılarımızdan Seçmeler