“Bu yöreye rengini veren Giritliler’den nefis bir halk adamı” diye tanımlamış kitabın arka kapağında Dalavera’yı Baskın Oran. Dalavera’yı karşısına almış ve konuşturmuş. Eşi Feyhan Görgün de daha çok konuşması için Dalavera’ya ipuçları vermiş. Bildiği herşeyi anlatmış Bodrum hakkında ve ortaya “Dalavera Memet’in Bodrum Tarihi” çıkmış. Hikayeler, yerel meşhurlar, efsaneler, yenilip içilenler, adetler, komiklikler, tuhaflıklar… Acı ve tatlı olaylar… Tabiatla ve denizle didişmeler… Giritlilerle “yerlilerin” didişmeleri… Canlı insan portleri… Bu tarihte Bodrum’la ilgili yok, yok…
Bodrum’un yazgısında var demek ki tarih yazmak. Herodot’tan günümüze neredeyse 2500 yıl sonra bu kez yine aynı tatta bir başka tarih “Dalavera Memet’in Bodrum Tarihi”…
Ancak bu kez Dalavera yalnız değil, yanında iki güçlü isim var. Biri Baskın Oran; yazılarıyla, fikirleriyle saygın bir isim. Diğeri de gerçek bir Bodrum tanığı; Feyhan Görgün. Feyhan Görgün, bir dönemler Bodrum’da belediye başkanlığı yapan Derviş Görgün’ün kızı. Dolayısıyla küçüklüğünden bu yana olayların, insanların içinden yetişmiş iyi bir Bodrum tanığı…
Konuşturmuş da konuşturmuşlar “Dalavera”yı… Kendi ifadeleriyle; fonda Bodrum’un kültürel ve sosyal tarihini kullanmışlar. Fotoğraflarla, belgelerle ve çizimlerle desteklenen “Dalavera Memet’in Bodrum Tarihi” bir çırpıda okunuveren esprili bir kitap olarak karşımıza çıkmış.
Geçtiğimiz günlerde yayınlanan kitap, raflarda yer alır almaz hayli ilgi gördü.
Bodrum’un kökenlerine ve eğlence yaşamı dışında da farklı ve köklü birikimlere sahip Bodrum’a toplu bir bakış sergileyen kitap, okuyucuların ve Bodrum meraklılıarının vazgeçilmez kitabı olacak gibi.
Cevat Şakir’in Kayığı
Cevat Şakir’in (Cevat Şakir Kabaağaçlı, Halikarnas Balıkçısı) yedi-yedi buçuk metrelik bi kayığı vardı. Evinin önünde bağlardı, böle, duvarda halka vardı, oraya bağlardı. Hani eskiden pansiyon yaptılardı; şimdi disko. Çocuklar ipi çekiyo, kayığa giriyorlar. Kum oluyo güverte. Sabala (sabahleyin) Cevat bey kayığı suluycek, açılmasın diye sıcaklarlan, kum! Tabi çocuklar, Cevat beyi görünce denize atlıyor, kaçıyo. Cevat bey güverteye çıkıyo, alıyo böle bakırı (kovayı) arkaya böle yapıyo, ayağını furur: “Pipipiii, pipipiii, mandalar sıçtı, ye more yee!”. Çocukların arkasından bağırıyo. Hani pislediler ya güverteyi, o diyo mandalar sıçtı. Ondan sonra, baktı olmecek, evin tepesine iki dane halka yaptı. Bu sefer çocuklar erişemiyo ipi almaya. Paçayı öle kurtardı.
– Peki çocuklar kayığa yüzerek gidemiyor mu ?
– Yüksek olduğu için çıkamıyorlar.
– Cevat Şakir’in genel olarak çocuklarla ilişkisi nasıldı ?
– Bi çocuk görüyo, “Merhabaaa!”. Bi yaşlı görüyo, “Merhabaaa!”.
– O zamana kadar Bodrum’da selam vermek için başka bir şey mi kullanılırdı ?
– Selamaleyküm derlerdi, esas. Öteki de mesela, aleykümselam . Cevat Şakir “Merhabaa!”.
– Sevmeyeni, kıskananı varmıydı? Hani, eski köye yeni adet getirdi falan diye?

– Yok, yok, yok. Hepsi severdi. Yani hiç kimseden duymadım bi kötülüğünü. Böle, bütün Giritlileri toplardı, Rumca konuşurdu. Yürüyüşü bile bi başkaydı. Hiç kimseyle kavga etmedi. Ailesi de öleydi. İki dane oğlu vardı. Karısı(yla) burda evlendi. O da Giritli. Hatta, Hasan isminde bi kayınçosu vardı, narenciye bahçeleri vardı. Bu, ikinci hanımı.
Bu yazı Bodrumlife dergisinin Mayıs 2004 Tarihli
3. Sayısında Yayınlanmıştır.
Baskın Oran‘ın yazdığı “Dalevara Memet’in Bodrum Tarihi” adlı Kitaptan alınmıştır.

