Sahipsizlikten, bakımsızlıktan yokolmaya yüz tutmuş Bodrum’un yeldeğirmenleri kendi haline terkedilmişlikten kurtulmayı bekliyor…
Birer kent simgesi olarak, geçmişimize saygı olarak ve Bodrum silüetinin en güzel parçaları olarak…

Değirmenler bir şehirin en güzel süsleri
Yel değirmenleri başta Hollanda olmak üzere pek çok ülkenin tanıtım amacıyla kullandığı sembolik yapıların en sevimlileri, en iyi fotoğraf verenleri ve çevreyle en barışık binalarıdır… Dönen kanatlarıyla canlılık ve bereket semboludürler… Dönen bir değirmende buğday una dönüşmektedir… Aylar süren emeğiniz artık yiyeceğiniz ekmek olmaya hazırdır ve bunun işareti değirmenin dönen kanatlarıdır…
Bodrum yarımadasının tepelerini saran yel değirmenleri de bir dönemin vazgeçilmez mekânları arasındaydı. Ancak mekanik yaşam, un fabrikaları ve turizmin devreye girmesiyle ne buğday eken, ne de un eleyen kalmayınca değirmenler de bir bir kapanıp kaderlerine terkedildi.

Yalıkavak’taki Restore Edilen Yeldeğirmeni’nin çevresi dolduruldu
Değirmenler turizmden nasiplerini henüz almadılar mandalina bahçeleri gibi… Şimdilerde tepelerden denizi görmek uğruna sağına soluna binalar yapılıp çevresi kapanan değirmen sayısı giderek çoğalsa da deniz kıyısında çok az oldukları için tükenmiş değiller henüz. Yalıkavak’ta deniz kıyısında bulunan zavallı değirmenin başına gelenlerse bir şehircilik anlayışı gudubeti olarak karşımızda durmakta… Zeminden neredeyse 1, 5 metre aşağıda gülünç bir değirmen.
Bodrum’daki değirmenlerin bugünkü halini şöyle özetlemek mümkün: “Pis kokulu -genelde buraları tuvalet olarak kullanılıyor Bodrum’da- duvarlara ‘Ayşe Mehmet’i seviyor’ gibi yazılar yazılmış, etraf kırık şişeler ve pislikle dolu… Tüm mekanizmaları kırılmış, yakılmış ve parçalanmış… (Oysa bunların içindeki ahşap işçilik, halk sanatımızın çok güzel birer örneği) ve ne yazık ki hiç bir tanesi örnek olarak dahi çalışmıyor”
Elimizdeki bu sempatik mimari değer, çok iyi kullanılıp Bodrum’a turistik meta haline bile getirilebilir.
Önce mandalina bahçeleri, ardından değirmenler, ardından ….
“Şafak Sökerken limandan kıyı rüzgârıyla çıktım.
Sağımda Salmakis ve Kaplankayası’nı, solumda da kalenin kayalarını geride bıraktım.
Üç yıl önce kamışla Salmakis’te ve kale kayalarının üzerinde balık avlarken uzakta Knidos’a özlemle bakan iki Cevat’ı o iki yerde görür gibi oldum.
Sonra sağımda Değirmenburnu’nun fırıl fırıl dönen değirmenleri sanki geceyi öğütüyorlardı
Solum açık denizdi.
Şafak ışığı güzel havalar müjdeliyordu.”
Cevat Şakir Kabaağaçlı, Mavi Sürgün‘den
(Bilgi Yayınevi – Ekim 1998)
Not: Değirmenler ile ilgili bu yazımız 1999 yılında çıkardığımız Bodrum Magazin dergimizden aynen alınarak kullanılmıştır.
O günden bu güne 2005 yılında Yalıkavak Yel Değirmeni Kültür ve Sanat Festivali’ni başlatan Yalıkavak Belediyesi dışında
mıştırhiç bir belediye çevremizdeki değirmenlerle ilgili koruma, yenileme, turizme açma gibi bir proje geliştirmemiş ve uygulamamıştır.
Değirmenler içinde o zamanlar mevcut olan ahşap mekanizmalar birer birer yok olmuş, yakın zamana kadar faal durumda olan Sayısında tekrar yayınlan
Dereköy’deki bir değirmen ise bugün kaderine terkedilmiştir…
Bu Yazı Bodrumlife Dergisi’nin Nisan 2006 tarihli
5. sayısında tekrar yayınlanmıştır
Bodrum Magazin dergilerini aşağıdaki linke tıklayarak görebilirsiniz
Bodrum Magazin Dergileri
Bodrumlife tarafıundan çıkarılan tüm dergilerimizi aşağıdaki linke tıklayarak görebilirsiniz.
Bodrumlife Dergileri

