Siz hiç balıkçı dendiğinde kafanızda bir kadın canlandırır mısınız? Ya da Discovery Channel’deki onca balık yakalama macerası arsında bir kadın balıkçı gördünüz mü? Ernest Hemingway “Fisherman and the Sea” demiştir Yani “Balıkçı ve Deniz”. Paul Simon “Duncan” isimli şarkısında “My father was a fisherman…” “Babam Balıkçıydı..” der. Karadeniz’de kadınlar balığa çıkan erkeklerin arkasından yakar ağıtları.. Yani kadının ismi cismi pek geçmez balıkçılık dünyasında…
Durup dururken bir kadın nasıl “balık yakalama sevdalısı” olur kısacası “balıkçı” gelin beraberce okuyalım…

1964 doğumluyum. Adım Yunanca’da meltemi Türkçe’de meltem rüzgar demek.2,5-3 yaşında giritli mahallesinde Dr. Mümtaz Ataman‘ın evinde otururken sık sık evden kaçıp evin önündeki iskeleden balıkları seyredermişim. Yine bir öğleden sonra evden kaçıp iskeleden balıkları seyrederken çömelip baktığım sırada denize düşüp boğulurken yoldan geçenler beni kurtarmış. Yani balık hastalığı galiba doğuştan.
Babam da amatör bir balıkçı idi. 9 yaşına kadar yazları – şimdiki Milta Marina o zamanlar yoktu – Ara kuyumculuğun üstündeki evde otururduk. Tüm yaz yalınayak, üstümde bikini ile ağabeyimle balık avlardık. 9 yaşında Bodrum’dan Ankara’ya taşındık. Artık sadece kısıtlı zamanları Bodrum’da geçirir olduk. Yine de babamla balığa giderdik.
Yıllar geçti evlendim, 1988’de Bodrum’a yerleştim. O yıldan beri balık avlıyorum. Torba’ya giderdik arkadaşım Fatma Özcan‘la, onun da kanına girdim ve balığa başlattım.
Artık yoldaşım da olmuştu. Gecelere kadar yaz kış demeden balık avlamaya başladık. Yıllar böyle geçerken 2013 yılına geldim. Artık teknesi olanlara rice etmekten, beni balığa götürürmüsünüz diye arkadaşlara sormaktan yorulmuş bıkmıştım. Zordu onlar için de; bekar bir kadını yanlarında balığa götürmek. Yine de bu konuda çok iyi bir dost çevresi edinmiştim. Beni kadın olarak görmüyorlardı, bana ‘balık manyağı’ diyorlardı. Denizde olmak müthiş bir huzur, sessizlik ve özgürlük duygusu veriyor bana. Deniz hayat benim için. Hayatın ta kendisi. Bazen sakin, bazen dalgalı, hırçın, görülmez bilinmez tehlikelerle dolu.

Bir gün hoca dediğim arkadaşa ‘ya hocam ben tekne kullanabilir miyim kadın olarak?’ dedim. ‘Bana baksana sen, bunu kullanan erkekler senden daha akıllı değil‘ dedi ve ben kendime istediğim zaman denize çıkacağım, balık avlayacağım, denize atlayıp maskemi takıp denizin içindeki dünyayı seyredebileceğim, o dünyayı da rahat rahat görebileceğim, çocuklarımı gezdirebileceğim bir tekne aramaya başladım.
Bir türlü bulamıyordum. Bir sabah mutfakta Tanrı ile şöyle konuştum; ‘Bak tanrı, 8 metre boyunda bir filika istiyorum. 20 – 21 bin TL civarında; tuvaleti, mutfağı olan bir tekne. İste iste diyorlar istiyorum’ dedim ve o gün Bitez, Ortakent, Akyarlar, Turgutres’e, en son Torba limanına geldim. Ama sıcaktan bayılmak üzereyim, ümitlerimi yitirme noktasındayım. Limana arkadaşımla girip tekneleri gezerken bir teknenin önünde durup ‘işte bunun gibi bir tekne istiyorum, satsınlar alayım’ dedim.
Liman görevlisi bana ‘bir tekne var satılık’ dedi ve önünde durduğum tekneyi gösterdi. Sahibini aradım. İstediği fiyat 21 bindi. O gün tekneyi aldım. Eve gelince teknenin adına bakmadığımı fark ettim. İçinde ‘gül’ kelimesi olan bir isim koymak istiyordum, ertesi gün limana gittim baktım; teknenin adı ‘Yazgülü‘ idi. O gün bu gündür kendi teknemin kaptanıyım.

8 metre, mutfaklı, tuvaletli, bir kamaralı filikam var benim. Torba balıkçı barınağında balıkçı, hayatını balıktan kazanan dostlarım, arkadaşlarım var. Erkeklerin egemen olduğu bir dünyadayım. Zaman aldı, onların beni kadın olarak değil de insan olarak kabul etmeleri. Biraz yadırgadılar ama baktılar ki gerçekten deniz seviyorum, balık-kalamar yakalamayı seviyorum, güzel dostluklar geliştirdim.
Deniz insanı başka bir insan, kara insanına benzemez. Daha hayatı gelişine göre yaşarlar. Deniz tanrısına teslim olmuş, yakalayamadıkları zaman ‘nasip, kısmet‘ der, kızmaz limana geri dönerler.
Bir kadın olarak doğru motor tamircisini, doğru marangozu, doğru elektrikçiyi bulmak zamanımı aldı ama sorunlarımı epey çözdüm. Motordan az buçuk anlamaya başladım. Kadın olunca balıkçı dostlar her daim yardımcılar. Hatta yanlış yerde avlanıyorsam ‘burda olmaz, şuraya git‘ diye ikaz ederler. Gönülleri ben avlayayım ister. Mutlaka en az bir arkadaşımla çıkarım, yalnız çıkmam denize.
Yazları gecelemeye bile başladık dostlarla. Yeni tekne alacaklara şunu söylemek isterim: Deniz aracının tamiri kara aracının en az iki katı. Masraflı birşey tekne sahibi olmak. Hep şikâyet edip denize açılınca iyi ki dediğiniz birşey. Ama bir kez limandan çıkınca herşeyi unutuyorum, derin bir oh çekiyorum.
Kadınlar ! denizi seviyorsanız geçin hayatın dümenine, nasıl bir özgüven ve özgürlük duygusu kazanacağınızı görün.
Bu Yazı Bodrumlife Dergisi’nin Haziran 2017 Tarihli
31. Sayısında Yayınlanmıştır.
Yazı: Meltem Ergene

