Tüm mahalle akraba, heryer çocuk bir koşturma bir eğlence büyüdük çok şükür. Komşumuzun kocaman bir boxer köpeği vardı (yada bana o zamanlar kocaman geliyordu) onun üstüne yatar uyurdum. Arka komşumuz Fikret amca beni o halde görür güler kafamı okşar giderdi. Denize giderdik kuzenimle bir heyecan bir koşturmaca… en yüksek kaleyi kim yapacak, en çok kim deniz kestanesi toplayacak. ‘Bu kestanenin içi nasıl açılır Zeki amcaya sorardık’
Bodrum marinanın arkasında bir evde doğdum. Tüm mahalle akraba, heryer çocuk bir koşturma bir eğlence büyüdük çok şükür. Komşumuzun kocaman bir boxer köpeği vardı (yada bana o zamanlar kocaman geliyordu) onun üstüne yatar uyurdum. Arka komşumuz Fikret amca beni o halde görür güler kafamı okşar giderdi.

Denize giderdik kuzenimle bir heyecan bir koşturmaca… en yüksek kaleyi kim yapacak, en çok kim deniz kestanesi toplayacak. ‘Bu kestanenin içi nasıl açılır Zeki amcaya sorardık’ Aman dur siz yapmayın batmasın verin ben açarım derdi açardı tuzlu tuzlu tadından birşey anlamasakta marifet gelirdi o zamanlar hüüp yerdik.
Gece gezmelerinde Penguen’e yaklaştıkça bir heyecan bir kıpırdanma başlardı. Şımarıklık yapmamak lazımdı çünkü o zaman annem kızıp dondurmaya izin vermezdi bende içten içe zıplardım. Penguenin önüne gidince bizi bekleyen portakal kasaları olurdu ters çevrilmiş. Üstüne çıkıp dondurmaları görebilelim diye…
Gece annemler bara giderlerdi müzik, kahkaha, dans, melankoli, dostluk gırla! Yorulduk mu hemen birleştirirlerdi sandalyeleri uyurduk barda. Kulağımda anlattıkları hikayeler arkada müzik ve sahne alan sanatçının parfüm kokusu.
Sonra büyüdüm genç oldum ve farkettim ki müziğini dinleyip hayaller kurduğum Fikret Kızılok meğer kafamı okşayan Fikret amcaymış. Bana kestane açmayı öğreten Zeki amca Zeki Müren’miş. Gerçi o zamanlarda anlaşılıyordu önemli biri olduğu.
Dahada büyüdüm çocuğumu Penguen’e dondurma almaya götürdüm gözüm portakal kasalarını aradı. Artık yok! Çocuğumu kucağıma alıp gösterdim dondurmaları. Adama dedim siz ben küçükken çocuklar için buralara kasa koyardınız yapsanıza diye gerek yok dedi tükendim.
Şimdi çocuk olsam dedim, arka komşum kim olurdu acaba Kerimcan mı Demet Akalın mı? Onlar komşumuz olsa Volga köpeğin üstünde yatarken başını okşar ona deniz kestanesi açmayı öğretirler miydi?
Yada Volgayla bir bara gitsem sandalyeleri birleştirip uyutabilir miyim diye düşündüm pek mümkün değil.
Vesselam kızımı çok şükür Bodrum’da büyütüyorum ama benim Bodrum’umda değil. Zaman değişiyor, zevkler, alışkanlıklar değişiyor hepsine eyvallahım var da Bodrum’u Bodrum yapan samimiyetin sıcaklığın doğallığın değişmesine tahammül edemiyorum.
Bu Yazı Bodrumlife Dergisi’nin Sonbahar 2017 Tarihli
32 Sayısında yayınlanmıştır.
Yazı: Tuna Altunkaya
Konu Yazarı : Tuna Altunkaya

