Bodrum merkezle Turgutreis beldesi arasında şehrin stresi ve betonarmelerinden kendini soyutlamış apayrı bir yere yolculuk etmeye ne dersiniz? Bodrum Vosvos Camping & Bora Sencer Sanat Köyü, zeytin ağaçlarının arasına saklanmış, sessiz, sakin, temiz havası ve doğasıyla insanı adeta büyüleyen bir yer.
Kampta dayanışma, paylaşma ve huzur hakim. Bolca sanat ve doğa sevgisi ile saygı da bir yana tabii. Şanslı ve Rüzgar çok şeker iki köpek. Burada gerçekten şanslılar diyebilirim. Peynir & zeytin ise -isimlerinden tahmin edersiniz ki- siyah ve beyaz renkte Şanslı’nın yavruları. Ben hep papağanları çok konuşkan bilirdim oysa! Mavi, kendi halinde bir konuşmayan ihtiyar. Bir ihtimal arkanızı döndüğünüzde gevezelik yapmaya başlayabilir. Böyle bir durum geçti çünkü benim de başımdan. Meğer insan yanında sus pus olan cici, kimse yokken dile gelmeye başlıyormuş. Huyunu sonradan öğrendim tabii. Bir gün ofisin önünden geçiyorum gayet tok bir ses ‘merhaba!’ demez mi?! Sağıma, soluma baktım kimsecikler yok. Afalladım ki ne afallamak… Onun konuştuğunu anlayınca yanına gittim. Allem ettim kallem ettim, konuşturamadım bir daha. Renk de vermiyor hiç kurnaz.
Yine çok dağıldım. Nerede kalmıştık? Şanslı, Rüzgar, Peynir, Zeytin ve Mavi… Bitmedi! Bir de tavuklarla horozlarımız var gün boyu ortalıkta bıldır bıldır, özgürce dolaşan. Ayaklı senfoni orkestrası üç müzisyen kazı da unutmamam gerek! Sürekli şakıyan kuşları, kertenkeleleri ve kelebekleri söylemiyorum bile artık. O kelebeklerin üzerine konup durduğu sapsarı, kıpkırmızı çiçekler, kuşlara sahne olan zeytin dalları ve burnunuza çektiğiniz yeşillik kokusu ile bastığınız has toprak da cabası. Ben başını getirdim, boşlukları siz doldurun. Bir hayal edin canım!

Hu Hu, Komşu
Kamp sahibi Sulhi Baybar ile eşi Nil, son derece sıcakkanlı, espritüel ve açık sözlü insanlar. Epey de çalışkanlar. Hemen hemen kahvaltı ve akşam yemeği hariç oturduklarını pek göremezsiniz. Çılgın bir yaşam enerjisi ve karınca gibi kaslara sahipler. Sulhi Abi aşırı sevimli ve alçak gönüllü bir insan. Dostluk, barış, paylaşım, sevgi, neşe, çaba ve gülümsemek gibi kelimelerin bir araya gelip bedenlenmiş hali resmen. Bizi aralarına kabul edip bu havayı solumamıza olanak tanıyan iki güzel insana bir kez daha teşekkürlerimi sunmak isterim. Teşekkürler. Sağ olun, var olun; ama lütfen hep olun!
Mavi & Sulhi Baybar
Kampın hiç yerinde oturmayan diğer kişisi de Bayram diyebilirim. Eğer bir gün sürekli yukarı çıkıp aşağı inen ya da bir şeyler taşıyıp durmadan bir şeylerle uğraşan biri görürseniz bilin ki o Bayram. Ha, bir de eğer bir yerinde bir iş kazası izi varsa onun bahsini ettiğim kişi olduğundan artık iyice emin olabilirsiniz. Çok çalıştığından mı yoksa kafası hep dolu olduğundan mı bilinmez tanıştığımız günden beri mutlaka bir geçmiş olsun dediğim üzücü bir vakası oluyor. Artık “yine geçmiş olsun” diyorum. Aynı zamanda da Sulhi Abi ile Nil Ablanın uzun yıllardan beridir yol arkadaşı ve köyde pek çok şeyden sorumlu. Onu aileden biri gibi düşünebilirsiniz.
Sevimli Çift
Aliye Abla (Alice) ile Günay Abi (Kaptan) cidden çok şeker bir çift. Onların sohbetine asla doyum olmuyor. Bilimkurgu’dan girip 80’ler disko müziğinden çıkarken iki lafın belini kırabileceğiniz ender, kültürlü, pozitif enerjili, konuşkan bu çift, köye gönülden katkı sağlayan Vosvos müdavimleri. Bir de yine aynı şekilde saygı ve sevgiyle yanlarında huzur bulduğum Muhittin Abi ile Müge Abla var. Onlar da bu köye her anlamda oldukça yardım ve paylaşımda bulunup sık sık buraya gelip gidiyor. Sanatçı ruhlu bu özel ve güzel insanları eğer buraya gelirseniz herhangi bir günde, herhangi bir anda ellerinde fırça, yanlarında boya veya ahşaplarla haşır neşir bulmanız muhtemel.
Mary Jane’e komşu 4 karavan daha var burada. İkisi meslektaş. Hakan Hoca ve Zerrin Hoca’yı pek görme fırsatım olmasa da konuştuğunuzda gayet keyifli sohbet edebileceğiniz türden insanlar. Özellikle Zerrin Hoca’nın kapımızı çalıp şarap şişesiyle ziyaretimize gelmesi çok ince bir davranıştı. Film takası yapmak da ayrı bir güzeldi. Serkan da bir görünüp bir kaybolan kampın emektarlarından. Bir de Durgül Abla var ki, kızı da kendi gibi şeker mi şeker! Kendisi seramik işine gönül vermiş bir desinatör. Buradaki seramik atölyesinde sık sık rastlayabilirsiniz.
Biz de Juno ile karavanda yaşıyoruz. Karavanda yaşam nasıl, hayat nasıl geçiyor; onlardan bir sonraki yazımda söz edip sizin de burada olmanız için aklınıza gireceğim. Kim bilir, belki bir gün çıkıp gelir ve köyümüzü görüp bu havayı siz de solumak istersiniz.
Bir bardak çay alır mısın?
Öyle sıcak bir köy ki burası; emek verilen bir çalışma diğerinin hanesini ya da birinin öğrettiği ötekinin bilgi haznesini süsleyip tazeleyebiliyor. Süsleyebiliyor demişken; Müge Abla’nın şişeye yapmış olduğu renkli ve orijinal çalışma, artık bizim masanın vazgeçilmez sürahisi. Alice’in özel tasarım kolyesi ise mütemadiyen boynumda.

Sıra Vosvos Camping’i tanımakta…
Vosvos Camping, Doğanın göbeğine kurulmuş olması ise doğallığının getirdiği ayrı bir güzellik. İçerisinde seramik ve ahşap atölyesi gibi bir çok atölye mevcut. Yoga ile Güneş’i selamlayıp, ahşap sandalda oturup manzaraya karşı çayınızı yudumlayabilir, sonrasında seramik atölyesinde çamurla haşır neşir olabilirsiniz. Gün batımında kuşların muntazam şakımasıyla akşam yemeğinizi yerken kamp sakinleriyle iki lafın belini kırabilirsiniz. Belki ateş başında canlı müziğe katılmaktır sonraki isteğiniz. Belki de kim bilir, büyük kayalardan uzaktaki köyün ışıklarına takılıp yalnızlığa karışmak… Çocuğun çocuk parkında eğlenirken gölgede kitap okumak…
Sanat köyü olmasının dışında buranın en başlıca özelliği de geri dönüşümden faydalanmaları. Buradaki her şeyin bu faydadan dönüştürülerek köye katkı sağlayıp burayı güzelleştirmesi, ayrı bir incelik ve doğa severlik. Eğer işinize yaramayan ve buraya katkısı olacağını düşündüğünüz bir malzeme var ise hiç düşünmeden adrese yollayın. Palet, demir, çelik, sunta, ahşap, kereste, odun, elektrik makarası, boya, muşamba, cam, dolap, kapı, pencere vb. kabulümüzdür. Sen yeter ki yolla.
Karavanda yaşam nasıl geçiyor? Kampta gün nasıl geçer? İşte tüm bu soruları merak edenler için…
Çadır kampına ya da doğa yürüyüşüne bir kez bile katıldıysanız -şehir hayatı ve betonarme yığınlarından uzaklaştıkça- insanın içini nasıl da yumuşak ve saf bir duygunun kapladığını iyi bilirsiniz. O duygu sizi sardıkça daha dinç, arınmış, sık gülümseyen ve farkındalığı artmış biri haline gelirsiniz. Havadaki kokuları ayırt edip doğadaki doğal müziğe kulak verirsiniz. Stres azalır, dinginleşir insan.

Karavanda kahvaltı
Bu köye dört ay önce geldim. Aslında tamamen tesadüf amacıyla rastladığım Bodrum Vosvos Camping & Bora Sencer Sanat Köyü, beni kısa sürede burada tutmayı başardı. Gerek doğası, gerekse insanları ve yapılan işlerle yakından alakadar olarak bağlandık buraya. Mary Jane’i (karavanım)sabitledim; önüm deniz, arkam yeşilin en cici tonları. Hani denir ya ‘tesadüf diye bir şey yoktur, tesadüf mucizelere inanmayanların uydurduğu bir kelime oyunudur’. Bana kalırsa da öyle. Çünkü çocukluğumdan beri hayalini kurduğum bir hayat ve doğal yaşam alanının tam göbeğinde idim.
Karavanda uyanmak için yüksek ses bir alarma ihtiyaç yok. Horozlar her daim işbaşında. Kahvaltıyı hazırlarken pencereyi açtığında içeri sızan oksijen kokusu bambaşka. Hele bir de bahçeden kopartılan roka, soğan gibi ürünler sofrada hayat bulduğunda yeme de yanında yat. Enerjini akıtmak istiyorsan çık toprağa yalınayak dolaş. Yetmedi mi? Al eline kazma küreği, git bir işte insan gücünü paylaş. O da mı olmadı? Etrafına bak bir, mutlaka yapılacak bir şey bulursun eninde sonunda. Çünkü burada durmak ve üzülmek yerine üretmek ve gülümsemek bedava.
Nadas Eğitimi
Ben hayatımda elime hiç keser, bel vb. aletleri almamıştım. Tarlayı nadas etmenin ne demek olduğunu, burada yakından öğrendim. Özellikle bu konuda Kaptan ve Alice’in bana kattıkları son derece büyük oldu.
İlk başta patlıcan, patates, biber, soğan gibi sebzelerin ekileceği alanı bir güzel el birliğiyle otlardan arındırdık. Bunu bazen elimizle bazense keser ile yaptık. Tabii bu esnada sohbetin de tadı bir başka güzel. Ayrıca insan toprakla uğraştığı zaman ciddi anlamda tüm negatif enerjisinden kurtuluyor. Sonra tırmıkla otları kenara alıp bel yardımıyla toprağı belledik. Ben böyle anlatıyorum ama aslında gerçekten vakit ve efor isteyen bir uğraş. Hele ki alışık değilseniz daha da zor. Toprağı kaldırdıkça aradan çıkan minik kayaları kenara ayırdık. Bir tane baba bir kaya vardı ki; onda imdada Kaptan’ın zekası koştu. Demir bir çubuk yardımıyla o kaldırdı, biz altına toprak ittik; o kaldırdı, biz altına toprak… Son bir hamleyle Kaptan gücünü kullanıp düzlüğe çıkarttığı o koskoca kayayı diğer peşi sıra dizilmiş kaya aile bireylerinin hayatına kavuşturdu.
Sohbet esnasında Alice ablanın sevimli toprak arılarıyla da tanışan ben, doğaya bu kadar yakın ve meraklı iken aslında ne kadar çok da bilmediğim şeyler olduğunun bir kez daha farkında vardım. Her gün yeni bir şey öğrenmek harika bir duygu. Pek güzel.
Yazın harika şeyler olacak burada. Bir sürü etkinlik, dans dersleri, yoga ve meditasyon, açık hava sinema gösterim geceleri, kalıcı dövme, ateş başı sohbetleri ve müzik, sıcak şarap eşliğinde mangal keyfi, imece usulü işler, üretim üstüne üretim, workshoplar, takas pazarı…
Sanat Köyüne Ulaşım
Buraya ulaşım son derece basit. Bodrum merkeze 15 kilometre, Turgutreis’e ise 6 km. uzaklıkta olan köy, Bodrum-Turgutreis yolu üzerinde kalıyor.
Tosbağa Vosvos
Bodrum’dan Turgutreis’e giderken sağda, Turgutreis’den Bodrum’a yol alırken solda kalan Atgeç Meyhanesi’nin hemen karşısında sarı bir tosbağa Vosvos göreceksiniz. Demircinin yanında havaya asılı. İşte orada dar bir yol var aşağı doğru inen. Kampın giriş kapısına o yoldan ulaşabilirsiniz. Giriş, biraz aşağı indiğinizde solunuzda kalacak. Ayrıca; bir navigasyon yardımıyla GPS’den 37°02’12.5″N 27°18’59.4″E koordinatlarını ayarlayarak da kampa ulaşmanız mümkün.
Bu da yetmedi derseniz apaçık adresi veriyorum:
Vosvos Camping Bora Sencer Sanat Köyü:
Cumhuriyet Cd. No: 299 Gürece / Ortakent, Bodrum – MUĞLA Kamptaki yetkili kişiye +90 (535) 734 60 81 numaralı telefondan ulaşabilir, her türlü görüş ve sorularınızı paylaşabilirsiniz.
Bu yazı Bodrumlife Dergisi’nin Temmuz 2016 Tarihli
30. Sayısında Yayınlanmıştır.
Yazı: Jale Tan

