Haremtan tepesindeki değirmenlerin onarılması ve restore edilmesi, Bodrum’un neredeyse 40 yıldır gündemindedir… Biraz turizme ilgisi olan, biraz da komşu Yunan adalarına gidenler, yıllarca bizim değirmenlerin bakımsızlığından dem vurur…(Buna ben ve bizim Bodrumlife Dergisi yazarları da dahil) Bir ara bir tanesi bakım gördü, sonra onun da önce yelkenleri yok oldu, sonra direkleri kırıldı… Bunca yıldır yapılan bu onarımdan sonra yeldeğirmenlerine kimse dokunmadı… Bodrum Belediye Başkanı iyi niyetli bir yaklaşımla önce Aya Nikola Kilisesi için uğraştı, daha sonra yeldeğirmenlerine el attı. Çok güzel bir düşünce tabii değirmenlerin restorasyonu, onarılması…
Ve bu iş, benim beklediğimden çok daha büyük bir boyuta ulaştı… “Bodrum Değirmenburnu Tarihi Yel Değirmenleri ve Yakın Çevresi Fikir Projesi Yarışması” İş beklediğim de büyük, “Çevresi ne oluyor?” dedim kendi kendime…
Bir kere değirmenlerin kurtarılmasına kesinlikle taraftarım, bu böyle bilinsin isterim…
Çok başarılı iki değirmen restorasyon projesini yazılarımda Bodrumlife dergisinde öve öve bitiremedim. Birincisi Yalıkavak merkezindeki değirmen. Aslına uygun restore edilmişti. Harika bir şeydi ama öyle bir çevre düzenlemesi yapıldı ki neredeyse çevresinden 1 metre aşağıda kaldı ve anlamını yitirdi… İkincisi, Yalıkavak tepesindeki yan tarafı restoran olarak çalışan değirmenin restorasyonu. Oldukça başarılıydı… Ama özel kişilerin elinde, değirmenden çok restorana önem veriyorlardı. Oysa biraz daha otantik çalışsalar, bu güzelim değirmen de harika bir şey olurdu… Buna da şükür diyelim…
Değirmanburnu Projesi
Gelelim “Değirmenburnu Projesi” ne.
Aslında değirmenlerle ilgili restorasyon için bir yarışma açmaya gerek olmadığını belirtmek isterim. Röleveleri çıkarılır, aslına uygun şekilde teker teker restore edilir… Bu hele böyle küçük ölçekli yapılar için, herhangi bir restoratör mimar tarafından kolaylıkla gerçekleştirilebilecek bir durum. İş bu kadar kolayken, değirmenlerin çevresini ve çevre düzenlemesini de işin içine sokarak olayı büyültmenin neyin nesidir, anlayamadığımı ifade etmek isterim…
Yarışma değirmenlere değil de çevresine odaklanmış… Yollar, duvarlar, yan tesisler, otoparklar… Haremtan Tepesi’nin yeşil alanları gitmiş; yerine, değirmenlerin otantik havasıyla kontrast teşkil eden birçok modern yapı devreye sokulmuş…
Jüri
Şimdi burada size jüriyi yazacağım.
Jüri Başkanı Prof. Dr. Zeynep Şirin Enlil (Şehir Plancısı) yürütürken; asil jüri üyeleri olarak Prof. Dr. Deniz Dokgöz (Mimar), Hüseyin Sinan Omacan (Y. Mimar), Aslı Özbay (Y. Mimar), Evren Başbuğ (Y. Mimar), Münire Sağat (Peyzaj Mimarı) ve Ahmet İğdirligil (Y. Mimar) görev aldı.
Yedek jüri üyeleri Mert Uslu (Mimar), Hamdi Erdoğan (Y. Mimar) ve Şerife Türk Derin (Y. Mimar) olarak yer alırken; danışman jüri üyeleri Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci (Mimar), Doç. Dr. Devrim Yücel Besim (Mimar-Tarihçi), Devrim Erbil (Sanatçı), Sungu Turmuş (Bodrum Belediyesi İmar Müdürü), Gamze Esedoğlu (Mimar), Güray Karabağlı (Yarışma Koordinatörü), Prof. Dr. Bekir Özer (Arkeolog, MSKÜ Öğretim Üyesi), Behnan Çamdağ Tengilimoğlu (Bodrum Belediyesi Plan Proje Müdürlüğü), Banu Tok (Bodrum Belediyesi KUDEP Şefi), Ali Rıza Uysal (İnşaat Mühendisi), Taner Uslu (Jeofizik Mühendisi), BODTO Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Akkaya ve BODER Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Dengiz
Çoğunu şahsen tanıyorum. Mimar Ahmet Iğdırlıgil çok yakın arkadaşım. Pek çoğu için de aynı şeyi söyleyebilirim…
Yarışma sonucunda 3 Eşdeğer Ödül, 5 Eşdeğer Mansiyon Ödülü ve 2 Eşdeğer Satın Alma Ödülü verildi… Bu ödülleri ben kendi gözümle incelediğimde farkettiğim tüm projelerde değirmenlerin görece olarak arka planda kaldığı ve çevrelerinin, değirmenleri neredeyse gölgeleyen imalatlarla doldurulduğu…… Yeşil örtü ortadan kaldırılıp yerine yollar, gölgelikler, kafeteryalar, otoparklar doldurulmuş. Olan bu arada değirmenlere olmuş, neredeyse görünmüyorlar…
Değirmenleri mi? Çevresini mi? Yaratılan çevre, değirmenleri adeta görünmez hale getirmiş… Biz çevreyi mi değerlendiriyoruz, yoksa değirmenlerimizi mi koruyoruz?… Bence bu bir çevre projesi gibi olmuş. Değirmenler ise adeta projenin içinde kaybolmuş gibi…



Sormak istiyorum:
Hiç mi düşünmediniz? Yapılacak inşaatın değirmenlerden çok daha fazla olduğunu, modern-geleneksel çakışmasını, yeşilin yok edilmesini… El insaf.. Esas meselenin değirmenlerin restorasyonu olduğunu, bunun için de yarışmaya gerek olmadığını kimse söylemedi mi.? Bunca okumuş yazmış insan içinden bir kişi bile…
Oysa gelin bakın Mykonos’a. Orada da bu tür bir düzenleme yapılmış, ama baktığınızda karşımızda devasa yeldeğirmenlerini görüyoruz. Etrafları boş.. Birkaç küçük bina görülüyor ama esas olan değirmenler, hem silüet olarak, hem hacim olarak ön planda. Gavur aklı böyle çalışıyor herhalde…

Seçilen proje tamamen yanlış… Ben bir grafik sanatçısı olarak baktığımda açıkçası, hiçbir projeye içim sinmedi… Tamamen kişisel bir görüş benimki, ama beğenmedim. Jüri üyesi olsaydım. “Seçilmeye değer eser bulamadım,” diye şerh düşerdim. Ama sanıyorum içlerinden en akla yakın olanını seçtiler…
Bodrum’da var olan ve kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel yapılarımızı lütfen koruyalım. Onları modern mimariyle birleştirmeye gerek yok. Bırakın olduğu gibi kalsınlar, sadece değirmenleri restore edin, çevresine birkaç bank koyun, insanlar gelip manzara seyretsinler, değirmenlerle fotoğraf çektirsinler ama çevresini bu gudubet modern yapılarla, modern yapı elemanlarıyla doldurmayınız. Zaten ahı gitmiş, vahı kalmış; değirmenleri sadece restore edelim ve öylece bırakalım.
Bu yazı Bodrumlife Dergisinin Ağustos 2026 tarihli
41. Sayısında Yayınlanmıştır.
Bodrum Magazin dergilerini aşağıdaki linke tıklayarak görebilirsiniz
Bodrum Magazin Dergileri
Bodrumlife tarafından çıkarılan tüm dergilerimizi aşağıdaki linke tıklayarak görebilirsiniz.
Bodrumlife Dergileri
Bodrumlife Dergisnin en son sayısına göz atın

