Belediyelerin en sevdiği akçeli işlerden biri imar planlarıdır. Fotoğraf temsilidir ve yazıya sonradan eklenmiştir.
Belediyelerin en sevdiği akçeli işlerden biri imar planlarıdır. Fotoğraf temsilidir ve yazıya sonradan eklenmiştir.

Bodrum ve İmar Planlarına Çomak Sokanlar

/
37 Kez Okundu

(Bu yazı 1996’da yayınlanmıştır.) Demokrasi ile yönetilen ülkelerin imar planlarının oluşumunda değişik gruplar etkendir. Bunlar sırasıyla: Merkezi Yönetim, Mimar, Şehirci, Belediyeler, Halk, Çıkarcı Çevrelerdir. Gruplar gerek yeni imar planları yapılırken, gerekse planların tadilinde değişik ağırlıklarda etkenliklerini sürdürürler. Bunları biraz açalım:

1. Merkezi Yönetim

Geçen ANAP döneminde yönetim, toplumdaki demokratikleşme birikiminden kaynaklanan bir baskıyla, yerel yönetimlere birtakım haklar tanıdı. Değiştirilen İmar Yasası ile getirilen bu hakların en önemlileri, yerel yönetimlerin kaynaklarının arttırılması ve imar hakkının yerel yönetimlere devredilmesi idi.

Her ne kadar yasa bu hakkı veriyorsa da, merkez hiçbir zaman devreden çıkmadı. Özellikle turistik yörelerde, 1982 yılında çıkarılan bir yasa ile hazine arazilerini 49 yıllığına, turizm maksatlı kullanımlar için kiraya verme yetkisi Turizm Bakanlığı’na verildi.

Bu doğrultuda Turizm Bakanlığı, yetkisine dayanarak 1990 yılında 7 tatil köyünde 7080 yatak kapasiteli turistik yatırım için, Bodrum Yarımadası’nda, hazine arazilerini 49 yıllığına özel ve tüzel kişilere kiralamıştır. Tabii bütün tepeden inme kararlarla yerel yönetimlerin hesapları altüst olmaktadır.

2. Belediyeler

Yeni İmar Yasası ile imar yetkisinin belediyelere devredildiği bir gerçek. Ama yetki verilirken yapılması gereken demokratikleşmeye yönelik değişikliklere gidilmemiştir.

Başka bir ifade ile, gerek imar planlarının yapımında, gerek bunların değiştirilmesinde doğrudan katılımı öngören ve teknik kadronun denetimini sağlayan düzenlemelere gidilmemiştir. Esasen belediyelerde denetimi yapacak kadrolar da yoktur. Devralınan geniş bir imar yetkisine karşın denetimden yoksun bir ortamda belediyeler bu yetkilerini, halkın zararına ve bilimsellikle hiç ilgisi olmayan bir savurganlıkla kullandılar.

İsterseniz bunlara Bodrum’dan örnek verelim, ama önce bir genelleme yapalım. İmar Planı dışına taşmak geçen dönem yerel yönetimince âdet haline getirildi ve Bodrum İmar Planı, sınırları dışındaki mevzii imar planları ile yamalı bohçaya dönüştü. Bu nedenle İmar Planının yenilenmesi şarttır. Bu genellemeden sonra özel örneklere geçebiliriz:

Halkın yararına, her türlü etkinliklerinin toplanabileceği düzgün bir alanda, antik çağda Agoranın bulunduğu alanda 102 kişi için, hiçbir şekilde gelişme şansı olmayan Sanayi Çarşısına izin verildi. Kentin merkezine, koskocaman bir kervansaray için bomboş bir arsa tahsis edildi.

Nedendir bilinmez, projeye bir kapalı salon ekleme kimsenin aklına gelmedi. Kısa bir süre sonra kesin olarak kent dışına çıkarılması gerekecek Şehirlerarası Otobüs Terminali’nin kentin merkezine kurulmasına izin verildi.

Meclis kararı ile, çok şartmış gibi, bir milyon metrekareye yakın iki arazi parçası Toplu Konut İskân Alanı olarak iskâna açıldı. Değirmen Burnu’ndaki Kulüp M’e izin vererek hem Bodrum görüntüsü berbat edildi; hem de Haremten Koyu halka kapandı. Bir aylık imar yönetmeliğinin değişikliğinden yararlanıp, Barış Sitesi’nin altındaki o yanaşık düzen yapıların oluşmasına izin verildi. Bodrum Koyları’nın hemen hemen tamamında İkinci Konut Kooperatiflerinin oluşmasına göz yumuldu. Torba Tatil Köyü’ne izin vererek bu koyu halkına kapadı.

Bunlara bir sürü eklemeler yapabiliriz:

Örneğin, taze taze başka savurganlıklar: Yeni İmar Planı yapmadan, Belediye Meclisi Kararı alarak sahiller doldurulup rıhtım haline getiriliyor. Bağlantı yollarını göz ardı ederek gemi yanaşma iskelesinin yerine karar veriliyor. Yeni Yat Limanı yapımına, eski hataları unutarak, gene şehir içindeki koylarda karar veriliyor.

Peki bunların kaymağını kimler yiyor dersiniz? Kimler olacak; tabii ki çıkar grupları.Halkın olması gereken nimetleri, onlar halk adına toplarlar. Halka da uzaktan bakmak düşüyor.

Aslında eksiklikleri, güçlükleri gören belediyeler isteseler bu güçlüklerin hiç olmazsa bir kısmını kentini seven kişi ve kuruluşlarla paylaşarak, onlardan güç ve yardım alarak göğüsleyebilirler. Üstelik, değişik fikirlerin sorunların çözümlerini kolaylaştıracağı rolü olacağına inanan belediyeler, bu yolla, gelecek için toplumda sağlıklı bir planlama geleneğinin yerleşmesine de katkıda bulunmuş olacaklardır.

Ama nedense bu yolun işletilmesi kimsenin işine gelmiyor.

3. Mimar, Şehirci (Şehir Plancısı)

Konut planından kentlerin planlamasına kadar değişik ölçekte imar çalışması içinde olan bu grup, çalışmalarını yaparken toplum ve kamu yararını ön planda tutmak zorundadır.

Zorunluluk hem mesleklerinin konumundan, hem de bireysel sorumluluklardan gelmektedir. Grubun önemli bir kısmı bu sorumluluğu taşımaktadır. Ancak bazen, merkezi yönetimlerin, belediyelerin veya çıkar çevrelerinin baskılarıyla onlar da zaman zaman çaresiz duruma düşmektedirler. Onlar da, bu durumda ya işi bırakıyorlar; veya sıradan bir kişi olup başkalarının isteği doğrultusunda işleri yürütüyorlar.

Ne yazık ki çevremizde oluşan çirkinlik abideleri bu tür meslek adamlarının eseridir. Bunu da itiraf etmemiz gerekecek. Hoş, onlar da şaşırmış durumdalar. Halen Bodrum’da hangi yönetmelik hükümlerini uygulayacaklarını onlar da bilmiyorlar.

Son hazırlanan yönetmelik, hâlâ onaydan bile gelmedi.

4. Halk

Belirli alışkanlıktan olacak halk, işin içinde kendi taşınmazı varsa ancak o zaman planla ilgilenmektedir. Bu ilgi, onun korunma içgüdüsünden kaynaklanmaktadır. Eğer ortada böyle bir durum yoksa planlama olayına, halk genellikle ilgi duymamaktadır.

Bir ikinci husus da, Orta Çağ yaşam biçiminin kalıntısı olarak niteleyebileceğimiz bir yaklaşımla, oturduğumuz konut ile yaşadığımız kentin, ölçekleri farklı da olsa her ikisinin de yaşadığımız mekân olduğunu kabul edemiyoruz. Her ikisine farklı şeylermiş gibi bakıyoruz.

Yine bu nedenle evlerimizde yapamayacağımız birçok şeyi sokaklarda rahatlıkla yapıyoruz. Halbuki yaşadığımız kenti, konutumuz gibi mekânımız olarak görsek, onu içinde yaşayanların ortak taşınmazı olarak kabul etsek sorunlarımızın önemli bir kısmı çözülmüş olacaktır.

5. Çıkar Grupları

Bu grup, toplum ve kamu yararını gözeten imar planlarını kendi kişisel çıkarları için, diğer dört grup üzerine baskı kurarak değiştirmeye zorlar. Bu yolla da büyük spekülatif kazançlar sağlarlar.

Turizm, kalkınma, döviz darboğazı, ülkenin dünyaya tanıtılması vb. geçer akçe kavramları kullanarak, Bodrum ve Yarımada koylarının tümünün canına okuyan bu kişiler, imar planları için en tehlikeli grubu oluştururlar. Hiçbir şey üretmeden, doğanın yok olması, ormanların katliamı, yeşil yerine çevrenin gri beton yığını ile kaplanması ve güzelim koyların halkın elinden alınarak belirli bir azınlığın emrine sunulması; bunların hepsi cepleri biraz daha doldurmak için…

Toplum ve kamu yararına bir imar planı yapılması veya değiştirilmesi, kapladığı alanda belirli birtakım değişmeleri de getirir. Örneğin, planlama ile birlikte bir değer artışı oluşur. Bu artıştan bazı kişiler de yararlanır. Bunlar olağan beklentilerdir. Burada dikkat edilmesi gereken; toplum tarafından oluşturulan bu değer artışının, hiç olmazsa önemli bir kısmının tekrar topluma kazandırılmasıdır.

Doğrusu, insanın aklı almıyor. Nasıl alsın ki? Cebinde bir miktar para ile birileri Bodrum’a geliyor, kentin güzelliğini umursamayan, doğa güzelliği, çevre, tarih, kentte yaşayanların ve onların çocuklarının yarınını hiçe sayan bir hoyratlıkla; çok iyi bildikleri yasa dışı araçları kullanarak, büyük kazanç sağlıyorlar.

Ve biz halk olarak Bodrumlular, oylarımızla Ankara’ya gönderdiğimiz milletvekillerimizle, yine seçimle başa getirdiğimiz belediyemizle, devletimizi temsil eden valimiz ile kaymakamımız ile, kentini seven mimar ve şehircimiz ile bu çarpıklığa alet oluyoruz ve buna engel olamıyoruz.

 

Konu Yazarı : Sudi İlkorur (1923-1998)

Yorumlarınızı Yazın

Your email address will not be published.

Sonraki Yazılar

Aslında Hiç Kimse Değişim İstemiyor

Önceki Yazılar

Kraliçe Ada’nın Sürgün Yeri Alinda’ya Gezi

En Son Yazılarımızdan Seçmeler