Kamil Gök, önüne gelen her şeyi boyamış… Bakkal dükkânı olarak kullandığı evinin altında buzdolabının her santimetrekaresi boyanmış. Sandıklar, camların kıyıları… Kâmil Gök’ü durdurmak mümkün değil.Önüne ne gelse boyuyor. Şu sıralar dünyaya küsmüş çünkü evi yıkılmış. Üstelik oğlu tarafından. Anlaşılamamaktan şikâyetçi değil, tüm sanatçılar gibi. O bildiğini okuyor…
Dereköy’de Bir Ev Vardı…
Dün gibi hatırlıyorum onu ilk gördüğüm günü. Yıl 1989, Bodrum’a yeni yerleşmiştim. Aylardan ağustos, günlerden pazardı. Daha önceki yıllarda arkadaşlarla beraber balık yemek için hep akşamları gittiğimiz Gümüşlük’e bu kez sabah erkenden pazar keyfi yapmaya gitmiştik.
Yolda, şamata gürültü arasında fark etmedim önünden geçtiğimizi. Gümüşlük’te daha sonraki yıllarda da ara sıra tekrarını yapacağımız, günübirlik güzel bir pazar tatili yaşadık. Hani iki deniz arası, şişesi terlemiş buz gibi biranın yanında üzerine bol ketçaplı patates kızartmalarının çok iyi gittiği… Sabah, “Hava çok sıcak bugün, fazla yemeyelim”le başlayıp, daha öğlen olmadan çökelek peynirli sigara böreği, kalamar tava ve sızma yağlı ahtapot salata karşısında pes eden, günün ilerleyen saatlerinde de kavunla rakıyı göz kırpan bildik Gümüşlük pazarlarından biriydi işte yaşadığımız.

Akşamüzeri — şimdi anımsayamadığım bir nedenden ötürü — o enfes gün batımını bekleyemeden Bodrum’a dönmek üzere 51 model emektar Jeep’imize doluşup yola koyulduk.
Tam Dereköy’ü geçmiştik ki birden karşımıza çıkıverdi. Önce şaşırdım, sonra daha önceden neden dikkat edip görmedim diye utandım. Kızdım kendi kendime… Belli ki önünden defalarca — ama hep akşam karanlıkta — geçmiştim de o yüzden fark etmemiştim. Hemen cipi durdurup aşağı atladım, koştum yanına yakından bakmak için. Tam köşede, yolun sola kıvrıldığı yerde tüm ihtişamıyla bize bakıyordu.
Rengârenk bir ev

Bu iki katlı şirin evi kim böyle süslemişti, rengârenk? Çevredeki hiçbir eve benzemeyen bu sevimli yapının duvarlarındaki kırmızı-mavi ağırlıklı, değişik renklerdeki yüzlerce kabartma ve rölyefi kim yapmış? Hindistan ve Pakistan’da sahiplerinin her renkten binlerce motifle süslediği otobüsler, kamyonlar geldi aklıma birden. Sonra Hollanda’nın parlak floresan renklere boyanmış, pencerelerinden çiçekler fışkıran rengârenk evlerini anımsayıverdim. Ama bu hepsinden farklıydı.
İlk bakıştaki sadeliğinin altında yatan detayların zenginliği inanılmaz güzellikteydi. Tüm yaşamını Dereköy’de geçiren sahibi Kâmil Gök, inanılmazı başarmış; binanın tüm duvarlarına, kapılarına, içine dışına duygularını sanki halı dokurcasına özen ve sevgiyle nakşetmişti. Komşularının yadırgayan bakışları altında, hiçbir sanat eğitimi olmayan bu insan, sıradan bir eve sıradışı yöntemlerle “can” vermişti, kişilik kazandırmıştı. O günden sonra ne zaman Gümüşlük’e yolum düşse, Dereköy’e gelmeden son virajda hep gaz kesip selamlamışımdır o güzel evi…
Bir “Merhaba” demek için
Geçenlerde bir akşam Eklisia’da büyük keyifle dinlediğimiz Rönesans Dans Müziği’nin tatlı nağmeleri daha henüz kulağımızdayken, eve dönüş yolunda eski dosta bir “Merhaba” demek istedik.Kimbilir, ona konserden ezgiler mırıldanacaktık belki de. Bu ezgilerin “requiem” olacağını nereden bilebilirdik ki? .Dereköy’ün o bildik virajına doğru hız kestiğimde, birkaç saniye sonra bir karabasanla karşılaşacağımızı kim söylese inanmaz Ama olanlar oldu birden.
O yerinde yoktu!
Yanlış yola mı girmiştik yoksa? Farlar mı oyun ediyordu ne? Benim evim neredeydi? Dereköylü dostum ne zaman ölmüştü de haberim bile olmamıştı?Yerinde çirkin mi çirkin, çevrede binlercesini gördüğümüz, sıradan, ruhsuz bambaşka bir binanın yeni inşaatı duruyordu. Bir taş yığını, bir hilkat garibesi, farların ışığında hayalet gibi karşımıza dikilmişti.
Nasıl kıymışlardı o güzelliğe? “Nasıl”ı merak ettim yalnızca, “neden”i değil. Neden hep belli değil miydi? Ya para ya mal bölüşümü… Nedeninden bana ne, ben dostumu kaybettim… Rastlantının böylesi az görülür; ansızın taşınıverdi, ansızın yitirdim onu. Bodrum’a bir daha böylesi zor gelir, dostlar sağ olsun.


Dereköylü KAMİL GÖK
Önüne gelen her şeyi boyuyordu
Kâmil Gök, önüne gelen her şeyi boyamış…Bakkal dükkânı olarak kullandığı evinin altında buzdolabının her santimetrekaresi boyanmış. Sandıklar, camların kıyıları… Kâmil Gök’ü durdurmak mümkün değil.Önüne ne gelse boyuyor. Şu sıralar dünyaya küsmüş çünkü evi yıkılmış. Üstelik oğlu tarafından. Anlaşılamamaktan şikâyetçi değil, tüm sanatçılar gibi. O bildiğini okuyor…
Mimar Ahmet Iğdırılgil sormuş:
“Ne yapacaksın bundan sonra?”
Muzip muzip gülerek:
“Şu oğlum evi bir bitirsin de sana projemi anlatacağım,” demiş.
Çeşmeler, duvarlar, her şey…
Derköylü Kâmil Gök’ün boyama tutkusu yalnızca evinin duvarlarıyla sınırlı değildi. Çeşmeleri onarmış, süslemiş; onları adeta birer anıta dönüştürmüştü.

“KAMİL GÖK EVİ” ARTIK YOK!
Naif bezeme ustası Kamil Gök, yıkılan, parçalanan emeklerinin ardından dünyaya küsmüş. Şimdi oğlunun yeni yapacağı evi merakla bekliyor boyamak için.


Kamil Gök, Bodrum Dereköy’de oturan bir köy sakini. 62 yaşında gökten vahiy iner gibi içine düşen boyama, bezeme aşkı, önüne gelen her şeyi boyayarak yıllarca devam etmiş.
Arsasını satmış, boya almış. İşini gücünü bırakmış, çeşmeleri onarmış, süslemiş. Tıpkı birer anıt gibi. İçinden gelen yaratıcılık ateşi karşısında kendi köylüsü de şaşkın. “Her köyün bir delisi vardır” diyecekler ama diyemiyorlar. Üstelik seviyorlar. Bir tek ailesi bu işten muzdarip. Ve Kâmil Gök bir taraftan boyuyor, ailesi yıkıyor. Yeter ki Gök bu işten vazgeçsin.Ancak Kâmil Gök artık evrenselleşmiş. Ünü dünyanın zaten dört bir yanına yayılmış. Cornucopia dergisi sayfa sayfa yer ayırmış onun yaptığı, boyadığı, süslediği, bizim gülüp geçtiğimiz ürünlerine…
Bir “Kamil Gök Evi” varken geçtiğimiz günlerde Dereköy’de, bugün o ev örneklerini bütün köylerimizde göreceğimiz beton, plansız, projesiz, düşünmeden yapılmış bir zevksiz yapıya dönüşmek üzere yıkılıp yok olmuş.
CORNUCOPIA
Cornucopia, İngilizce olarak Türkiye üzerine çıkan en güzel dergilerden biri. 25.000 adet basılıyor ve tüm dünyada seçkin adreslere gidiyor.

Kayık Yayıncılık Ltd. Şirketi tarafından John Scott editörlüğünde çıkan derginin 9. sayısında Kâmil Gök’e iki sayfa ayrılmış.

Kamil Gök, Bodrum Dereköy’de oturan bir köy sakini. 62 yaşında gökten vahiy iner gibi içine düşen boyama, bezeme aşkı, önüne gelen her şeyi boyayarak yıllarca devam etmiş.

Bu yazı Bodrum Magazin Dergisinde yayınlanmıştır –
Yazı: Tansu Usal
Fotoğraflar: Ahmet Iğdırılgil ve Simon Upton
Yazıyı Orijinal dergide okuyun: Bodrum Magazin Dergisi
Bütn dergilerimizi okumak içi: Bodrumlife Dergileri

