Aphrodith ve Salmakis

Dünyanın En Çok Merak Edilen Mitolojik Öykülerinden Biri Su Perisi Salmakis ve Çeşmesi

3453 Kez Okundu

Salmakis Çeşmesi, Yunan Mitolojisinde önemli yeri olan bir kutsal yer olarak tanınır… Bodrum’un günümüzde Bardakçı Koyu diye bilinen yerin adı aslında  Antik Çağlarda Salmakis’ti. Mitoloji’ye göre buradaki suda yıkananlar vücutsal olarak değişirler, yumuşarlar ve çift cinsiyetli olarak  hayatlarına devam ederler…
Su Perisi Salmakis ile Hermaphrodite’in öyküsü dilden dile, büyüye, gelişe günümüze kadar gelmiş. Tıp literatürüne sözcük olarak bile girmiş.
Bu öykü dünyanın öylesine dikkatini çekmiş ki çok sayıda tablo, çok sayıda heykel yapılmış yüzyıllar boyunca…  Bodrumluların yaşamında da özel bir yeri olan Salmakis Çeşmesi hakkında merak edilen pek çok şeyi bu yazıda bulacaksınız…

Hemafrodit Heykeli Louvre Müzesi

Herkesin birbirini tanıdığı zamanlarda çok tanınan ve fikirlerine hürmet edilen rahmetli Sudi İlkorur’un yazılarına bizim Bodrumlife’tan önce çıkardığımız Bodrum Postası Gazetesi  ve Bodrum Magazin dergilerinde yer verirdik.  Bunlardan biri olan “Salmakis’te Bir  Çeşme” başlıklı bir  yazıyı burada yazıma giriş olsun diye  tekrar yayınladım…

Salmakis, bizim bugünlerde Bardakçı Koyu diye adlandırdığımız  koy aslında. Turizmin henüz patlamadığı 1980 yıllarının son senelerine kadar Bodrumlulurın ve tatile gelenlerin merkezden motorlara binerek bu ıssız ve gözlerden uzak  koyuna gelip denize girdikleri yer olarak bilinir…

Zeki Müren’in en beğendiği plajlardan biri olduğu ve sık sık buraya gelip denize girdiği için buraya halk arasında Zeki Müren Koyu da denirdi…

Salmakis’te bir çeşmenin, bir gölün  yada akan suyun insanı cinsiyet olarak yumuşattığı, değişime uğrattığı kulaktan kulağa bir söylence olarak konuşulur. Sudi İlkorur’un yazısında da buna değinilir…

Bu söylenceyi ve çeşmenin suyu ile  ilgili yazıyı daha sonraları yine Bodrum’un yerlilerinden Kıral Nalbantoğlu’nun Zefiriya Söylenceleri isimli yazılarında da görüyoruz.

Kıral Nalbantoğlu yazısında:

Bu gün ancak hayallerimizde kalan ,  bir zamanların Bardakçı Koyu, hakikaten yerleşimden uzak, doğayla başbaşa bakir bir koydu… Yer yer topuk yapan koyu mavi – turkuaz renkte sakin deniziyle görülesi bir yerdi.Koyun, batı ucunda sahilde denize dört-beş metre uzakta üzerinde bir bekçi gibi onu koruyan kocaman bir dut ağacının altında, o yılların Bodrum halkının içecek su ihtiyacını sakalar vasıtasıyla gideren kocaman yuvarlak kuyusu adeta mitolojide bahsi geçen Salmakis Havuzunun halen yaşayan uzantısı gibiydi ..
Bilinir ki bir zamanlar orman ağaçlarının en güzel çeşitleriyle kaplı olan bu koyun ortasında peri kızlarının banyo yaptıkları bir pınar, bir havuz bulunurmuş.
Bir gün o havuzun sakini Peri o pınardan su içmekte olan bir avcı delikanlıya tutulur, ancak delikanlı her nedense Peri’ye yüz vermez .
Deliye dönen peri tanrısına yalvarıp delikanlının kendisinin olmasını diler .
Nihayet dileği olur delikanlıya öyle bir sarılır ki, Tanrı onları tek vücutta bir daha hiç ayrılmayacak bir şekilde iki ruh olarak yaşayan bir canlı haline getirir.
Mitolojik heykellerde gördüğünüz bir bedenin bir yüzü kadın, bir yüzü erkek olan o heykeller onların tasvirleridir.
Uluslararası adı da Hermaftodit’tir.
İşte Bardakçı’da bulunan o tatlı su kuyusunun, o hikâyede adı geçen havuzun bir parçası olduğuna inanılır .
diye anlatıyor  çocukluğunun geçtiği yerleri ve devam ediyor…

Kıral Nalbantoğlu “Bidayetten beri Bodrumluların içecek su ihtiyacını karşılayan Bardakçı Kuyusu, Turizmin azizliğine uğramış, o yılların yönetimlerinin uydurdukları bir rapora istinaden de kuyu kapatılıp koyun bütün güzelliği  ile birlikte yeni sahiplerine hediye edilmiştir .

Çocukluk yıllarımızda,  yani 1940 lı yıllarda sandalıyla gidip tenekelere doldurdukları suyu getirip sahile kurdukları ahşap iskelelerden omuzuna aldıkları teraziyle su tenekelerini omuzlarında taşıyıp evlerimize kadar getirip, hatta suyu küplerimize bile  boşaltan o unutulmaz emekçi amcalarımızı, Gara Dayı’yı,  oğlu Gara Ahmet’i,  Samut Aran, Hasan Amca’yı, Bringali Mostafa Ağabey’i, Sucu Mahmut, Sucu Osman, Sucu Sülo’yu unutmamız mümkün mü ?

Burada andığım ve hepsi de ahirete intikâl etmiş olan Bodrumlu hemşehrilerimi  rahmetle ve minnetle anarım. Ruhları şad, mekânları Cennet olsun inşaallah… Bu gün artık çevresi binalarla muhasara edilmiş olan bu güzel doğa parçasını ancak hayallerimizde yaşatabiliyoruz.

Zeki Müren’in Bardakçı Koyu ilgisinin de yakın tanığı Kıral Nalbantoğlu:

Sanat Güneşi’ miz Zeki Müren’in Bodruma yerleşmeye karar verdiği günlerde bir müddet Berdakçı’ daki mütevazi tesislerden Haşim Bey’ in bungalowlarında kalması, her akşam Bodruma gelip Kumbahçe sahilinde Dinç Pansiyon’un  önünde bir masada oturması  ve hayranlarıyla sohbet etmesiydi .

Halikarnas Balıkçısının Kaleminden

Halikarnas Balıkçısı ise “Anadolu Efsaneleri” adlı kitabında  bu öyküyü şöyle anlatır:

Bodrum’un yanındaki Salmakis gölünde yaşayan bir su perisi vardı. Salmakis Perisi, bir gün suyun çevresinde çiçek toplarken göl kıyısında çok güzel bir delikanlı görür ve o anda dilinden sevgi sözcükleri dökülür. Ancak bu davetten utanan delikanlının yüzü kızarır ve kıza çekip gitmesini söyler. Su perisi korkup çalıların ardına gizlenir. Delikanlı da perinin gittiğini düşünerek soyunur ve kendini göle bırakır.

Delikanlının güzelliğiyle büyülenen su perisi, ateşli bir arzuyla üstündekileri yırtıp atar ve göle girer. Çıplak delikanlıyı bir av gibi saran Salmakis perisi ahtapotun bacaklarıyla kenetlenmesi gibi delikanlıyı içine çekerek arada bir de ondan öpücükler çalar.  Salmakis perisi delikanlıya artık onu ele geçirdiğini ve bir daha da bırakmayacağını söyledikten sonra, Tanrılara dönerek “Ey Tanrılar, bu canımın canı genci nasıl sevdiğimi biliyorsunuz, size yalvarıyorum, ikimizi birbirimize kavuşturun” diye yalvarır.

Salmakis’in yalvarışı öylesine içtendir ki Tanrılar onun duasını kabul eder, hemen kız-erkek iki gövdeden bir gövde peyda olur. Artık biri kız, biri erkek değillerdi; hem kız, hem erkek; aynı zamanda ne kız, ne de erkek, bir tek gövde olmuşlardı. Bu söylence üzerine, Salmakis’te yan yana duran Hermes ve Aphrodite tapınaklarından esinlenerek Hermaphrodite sözü uydurulmuş ve çift cinsiyetli Hermaphrodite bu şekilde doğmuştur.

Mitolojide Hermaphrodite

Yunan Mitolojisi’nin önemli kahramanlarından biri Hermaphrodite. Binlerce yıllık bir mit…

Hermafrodite, Yunan Mitolojisi‘nde Hermes (Merkür) ile Afrodit‘in (Venüs) oğludur. Onun dönüşüm hikayesini, Romalı ünlü yazar Ovidius, Metamorfozlar kitabında kaleme alır.

Hermafrodit, adından da anlaşılacağı gibi, tanrı Hermes ile tanrıça Afrodit’in oğluydu ve bu soy, ona nadir bir fiziksel güzellik kazandırmıştı.

Efsaneye göre, 15 yaşına kadar bir naiad tarafından mağarada büyütülür. Sonra, bilinmeyeni keşfetmek için evden ayrılır. Bir gün seyahat ederken, yeşil çimenlerle çevrili mükemmel berraklıkta bir göl keşfeder. Göl, Diana‘nın (Artemis) avcılık ve bakirelik yaşam tarzını reddeden ve göllerde çıplak yıkanıp, yansımasında kendini seyretmeyi seven Salmakis adında bir periye aittir.

Salmakis, gölde Hermafrodit’i gördüğünde ona sahip olmayı arzular. Kendini süsler, sonra Hermafrodit’e seslenir ve şöyle der:

“Oğlum, sen gerçekten bir tanrı olarak görülmeyi hak ediyorsun. Eğer bir tanrıysan, Eros olabilirsin. Eğer bir ölümlüysen, o zaman seni doğuranlar kutsanmış demektir. Kardeşin ne kadar mutlu. Ve eğer varsa, kız kardeşin ne kadar şanslı. Ve göğsünü emdiğin sütannen de öyle. Ama bunlardan çok çok daha kutsanmış olan, eğer varsa, seninle nişanlı olan o kızdır – eğer bir düğün meşalesini hak ettiğini düşündüğün biri varsa. Eğer öyle biri varsa, arzum gizli kalsın. Ama kimse yoksa, o kız ben olayım! Evlilik yatağına birlikte girelim.”

Salmakis, onu öpüp hemen yatağa götürmek ister. Hermafrodit kızarır ve durmazsa kaçacağını belirtir. Böylece, Salmakis gider gibi yapar ama ağaçların arasına saklanıp onu gözetlemeye başlar. Hermafrodit’in yüzmek için soyunmasını izlerken, heyecan ve arzudan çılgına döner.

Hermafrodit göle atlar. Arkasından Salmakis atlar ve onun bedenini yakalar. Oğlan kaçmaya çalışır ama Salmakis kollarını Hermafrodit’in etrafına dolayıp onu sıkı sıkı tutar. Salmakis tanrılara Hermafrodit’le bir olmak için dua eder. Tanrılar onun dileğini yerine getirir. İkisinin bedenleri ve yüzleri birleşir. Bu yeni kişi ne erkek ne de kadın olarak tanımlanabilir. Ama her iki cinsiyete de benzemektedir.

Yeni Hermafrodit, anne ile babası olan Afrodit ve Hermes’te seslenir. Onlardan, göle giren kişilerin Hermafrodit yani çift cinsiyetli olarak çıkması için yalvarır. Duası anne ve babası tarafından kabul edilir.

“Bu iyiliği oğlunuza, baba ve anne, ikinizin de adını taşıyan bana verin. Her kim bu göle bir erkek olarak girerse, yarım bir erkek olarak çıksın. Suyuna dokunduğunda o da aniden zayıf düşsün.”

Bugün bahsedilen mitin, Bodrum‘daki Bardakçı Koyu‘nde geçtiği düşünülmektedir.

Bu mitolojik öykü,  çok ünlüdür… Bir çok resim’a heykeltraşa esin kaynağı olmuştur…  Buraya fotoğrafını koyduğumuz  Hermaphrodit Heykeli bugün Paris Louvre Müzesi’nde sergilenmelidir. Bunun gibi dünyanın tek çok müzesinde Hermaprodit’in heykelleri bulunmaktadır.

Bilimsel Araştırmalar

Halikarnas ve yöresinde  1983 yılından bu yana yapılan Arkeolojik çalışmalara katılan ve bu konuda sayısız kitaplar yayınlayan  Güney Danimarka Üniversitesi Profesörü Poul Pedersen ve  birlikte çalıştığı Profesör  Signe Isagner  Kaplan Kalesi olarak bilinen Bardakçı Koyunun uçlarında duvar kalıntıları arasında duvarların içine gömülü olarak 1996 yılında bulunan  ve “Halikarnas’ın Gururu” ya da “ Salmakis Yazıtları” adı verilen ve Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’nde koruma altına alınan iki tabletin çok önemli bilgiler aktardığını  belirtiyorlar.

Salmakis Yazıtları Kitabı

Signe Isagner Anlatıyor

“Halikarnassos’un özelliği nedir?

Augustus döneminde bilgili bir coğrafyacı olan Strabon’a göre, aklına gelen ilk varlıklar Mausolos’un Mezarı ve Salmakis Çeşmesi’ydi (Strabon Coğrafya 14.2.16).

Strabon’un ilkini seçmesi, modern bir okuyucu için sürpriz değil. MÖ 4. yüzyılda inşa edilen Karia hanedanı Mausolos’un etkileyici mezarı, Dünya’nın Yedi Harikası kanonunda çoktan bir yer edinmişti. İmparator Augustus öldüğünde, Roma’daki mezar anıtı da onun mozolesi olarak anılıyordu.

Salmakis belki de daha şaşırtıcı. Salmakis, yerel bir su perisinin ve çeşmesinin adıdır. Ayrıca antik Halikarnassos’ta bir bölgenin adıydı.

Hem perisi Salmakis hem de çeşmesi bize sadece Strabon’dan değil, her şeyden önce çağdaşları Ovid (Metamorfozlar 4. 285-388) ve Vitruvius’tan (Mimarlık Üzerine 2.7.11-12) biliniyordu.

Vitruvius çeşmenin yeri hakkında bir fikir bile verdi. Ancak Vitruvius’un şans eseri yaptığı açıklamalar, Türk yetkililerin Kaplan Kalesi burnunda hala yerinde duran, altmış satır uzunluğunda, kısmen hasarlı ancak çoğunlukla iyi korunmuş bir yazıt keşfetmesiyle 1995’e kadar doğrulanmadı. Burası Salmakis olarak da bilinir.

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, yazıtı yayınlama görevinin emanet edildiği Danimarka ekibiyle işbirliği yaparak sitenin ön incelemesini üstlendi.

Salmakis Yazıtları Çevirisi
Salmakis yazıtları Orijinalleri Bodrum Sualtı Arkeoloji müzesinde Muhafaza Altında.

Bulunan yazıtın düzeni ve harfleri mükemmel.

Yazıtın açıkça odanın bir dekorasyonu olarak hizmet etmesi amaçlanmıştı. Mersiye tarzında bir şiirdi. İlk dizeler şairin/sanatçının tanrıça Afrodit’e yakarışını oluşturur. Cahil insanlara Halikarnassos’un neyle gurur duyması gerektiğini söylemesi nazikçe istenir. Şehir tanrılar tarafından neden bu kadar sevilmektedir? Cevabı şiirin geri kalanını kapsar. Afrodit’in öyküsünün başlarında Hermes’ten olan oğlu Hermaphroditos’la ve mağarasındaki çeşmesinin sularıyla insanların vahşi zihinlerini yatıştıran su perisi Salmakis’le karşılaşırız. Yunan dünyasının önemli yerlerinden gelen çeşitli göç aşamalarından haberdar oluruz.

Yazıtta ayrıca Halikarnassos’ta doğmuş ünlü yazarların bir listesi de yer alır. Listede ilk olarak Tarihin Babası veya şiirin dediği gibi “düzyazıda tarihin Homeros’u” Herodotos ile karşılaşırız.

Şiirin genel teması medeniyettir. Kendini Karya, Dor ve İyon tohumlarının müstesna ve Tanrı tarafından kutsanmış meyvesi olarak gören bir Helenistik kentin kültürel manifestosudur.

Yazıtların Çevirisi yapılarak  “Salmakis Yazıtları” isimli bir kitap haline getirildi…

Kitapta, yazıtlar hakkında yazıtların nasıl çözüldüğü, harf dizimleri, sözcükler. Okunamayan, kayıp olan kesimler ayrıntılı olarak verilmiştir”

Günümüzde Bardakçı Koyu ya da Salmakis

Gerek Sudi İlkorur’un, gerek Kıral Nalbantoğlu’nun ifade ettiği gibi bugün Bardakçı Koyu ya da Salmakis adeta Türkiye’nin her yerinde olduğu  gibi kötü yapılaşmadan nasibini almış yerlerden bir tanesi. Kuyuların kapatıldığı, hatta insanların girebilmesi için sadece küçücük bir kapının yer aldığıkoy, ogüzelim plaj  adeta işgal edilmiş bir bölge…

Kaplan Kalesi kalıntıları halen görülebilir. Bahsedilen “Salmakis Yazıtları” Bodrum Sualtı müzesinde koruma altında… İki Danimarkalı Profesör bu yazıtların ve Halikarnas’ın  adeta  dünyaya tanıtan birer elçisi…

Yaşamlarının büyük bir zamanını Bodrum’da geçiren Poul Pedersen ve Signe Isagner bulguları ile ilgili kitaplar yayınlamayı sürdürüyorlar…

Bu yazı Bodrumlife Dergisi’nin İlkbahar 2025 tarihli
39. Sayısında yayınlanmıştır.

Yazı: Necip Damar

Konu Yazarı : Necip Damar

Yorumlarınızı Yazın

Your email address will not be published.

Sonraki Yazılar

Sokaklarında oynadığım Bodrum…

Önceki Yazılar

Karyalı Kadınların Sonuncusu Canan Küçükeren

En Son Yazılarımızdan Seçmeler