Bodrum Kalesi içinde yer alan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, özellikle sergilediği batıklar sayesinde tüm dünyanın ilgisini çeken bir müzedir. Yassıada Batıkları Salonu çeşitli dönemlerde batan üç geminin kalıntılarının sergilendiği özel bir salondur. Burada Osmanlı Batığı, 5. Yüzyıl Geç Roma Batığı ve 7. Yüzyıl Bizans Batığı sergilenmektedir.
Yassıada ve Çevresi Niçin tehlikeli
Yassıada, Bodrum Yarımadası’nın batı ucundaki Turgutreis’ten yaklaşık 3,5 deniz mili uzaklıkta yer almaktadır.
Yassıada Sığlığı, adanın güneybatısına doğru yaklaşık 200 metre uzanan ve derinliği sadece 1,5 metre olan kayalık bir çıkıntıdır.
Bölgede (özellikle ana seyir sezonu olan yaz aylarında) kuzeybatıdan esen rüzgâr (Meltem) hâkim olduğunda, teknelerin seyri zorlaşabilir. Tekneler güvenli bir demirleme noktasına ulaştıklarını sandıkları anda, bu sığlıklar onlarda sahte bir güvenlik hissi uyandırabilir. Hayal edilen güvenli liman yerine, teknelerin gövdeleri hemen suyun altındaki sığ ve keskin kayalar nedeniyle hasar görebilir.


(Bkz: Temsili Çizim)


M.Ö. 1. yüzyıldan M.S. 20. yüzyıla kadar burası, farklı dönemlere ait birçok geminin ebedi istirahatgâhı olmuştur (en yakın tarihli olanı, 1993 yılında batan Lübnan bandıralı Mirna-M gemisidir). Bu gemi mezarlığında bugüne kadar toplam 16 batık tespit edilmiştir.
Bunlar arasında; 5. ve 7. yüzyıllara, Geç Roma/Bizans Dönemi’ne ve 16. Yüzyıl Osmanlı dönemine ait üç gemide kazı çalışmaları yürütülmüştür.
Yassıada Batıkları Salonu’nda bu üç kazıdan elde edilen buluntular sergilenmekte ve bunlara ilişkin bilgiler duvar panolarında sunulmaktadır.
Yassıada kazıları, en eski su altı arkeolojik kazıları arasında yer almaktadır. Bu kazılar; su altı arkeolojisi metodolojisinde öncü bir rol oynayan ve bu alanda pek çok bilim insanı ile uzmanın yetişmesine katkıda bulunan Deniz Arkeolojisi Enstitüsü (INA) bünyesinde, George Bass, Frederick van Doorninck ve Cemal Pulak’ın liderliğinde gerçekleştirilmiştir.
2017 yılında Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Deniz Arkeolojisi Enstitüsü’nün (INA) teknik desteğiyle Yassıada batık araştırma ve belgeleme projesini başlatmıştır. Bu proje, modern teknikler kullanarak batıkları belgelemek suretiyle veri kaybını en aza indirmeyi amaçlamaktadır.
Yassıada Batıkları Salonunda Sergilenen Batıklar
Osmanlı Batığı
Osmanlı Batığı’ndan elde edilen buluntular, Yassıada Batıkları Salonu’ndaki sergiler arasında yer almaktadır. Bu, kazısı gerçekleştirilen ilk Osmanlı batığıdır. Diğer iki batıkta olduğu gibi, bu gemi de ada yakınlarındaki sığ kayalıklara çarparak batmıştır. Aynı bölgede 1993 yılında batan Lübnan bayraklı yük gemisinin yanı sıra, antik çağlarda da bir düzineden fazla gemi batmıştır. Mevcut veriler, Osmanlı gemisinin parçalanıp batmadan önce bir süre sığ kayalıkların üzerinde kaldığını göstermektedir.
Gemiden çıkarılan ahşap kalıntılar incelendiğinde, teknenin uzun yapılı ve 6 metre genişliğinde olduğu; gövdesinin meşe, kaplamasının ise kayın ağacından yapıldığı tespit edilmiştir. İlk buluntular dört adet “real” (II. Felipe dönemine —1566-1589— ait İspanyol sikkeleri) olmuştur. Ancak bunlardan yalnızca biri kesin olarak 16. Yüzyıla tarihlendirilebilmiştir. Omurgası üzerinde yapılan dendrokronolojik (ağaç halkası sayımı) analizler, geminin 1572 civarında inşa edildiğini göstermektedir.
5. Yüzyıl Geç Roma Batığı
Bu batıkta 1966-1969 ve 1974 yıllarında kazı çalışmaları yürütülmüş, ancak Kıbrıs’taki olaylar nedeniyle çalışmalar yarım kalmıştır. Geminin taşıdığı yük ve mutfak kapları şaşırtıcı derecede iyi korunmuş durumda bulunmuş ve tüm buluntular MS 400 yılına tarihlendirilmiştir.
Geminin kıç tarafında, Geç Roma Dönemi’ne ait pek çok mutfak eşyası bulunmuştur. Bu eşyalar arasında tabaklar, bir kase, çeşitli sürahiler, pişirme gereçleri, su depolamak için kullanılan iki büyük kap ve diğer gemi donanımlarının yanı sıra dört adet pişmiş toprak kandil yer almaktadır.
Kandillerin biçimi ve bunlardan birinin kil yüzeyine kazınmış olan tanınmış bir Atinalı kandil ustasının imzası, geminin 4. yüzyılın sonlarında battığının belirlenmesine yardımcı olmuştur.
7. Yüzyıl Bizans Batığı
Yasııada Batıkları Salonu’nda sergilenen Yassıada 7. Yüzyıl Batığı’ndaki kazı çalışmaları toplam 3.533 dalışla gerçekleştirilmiştir. Bu batığın kendine özgü niteliklerinden biri, tuğladan yapılmış ocak ve mutfak çatısıdır. Mutfakta tencereler, kazanlar, testiler, bakır bir tava ve dört veya beş kişilik zarif yemek takımları bulunuyordu.
Gemi mutfağının ön kısmında altın ve bakır sikkeler, marangoz aletleri, kullanılmamış kandiller, terazi ağırlıkları ve teraziler ele geçirildi.
Gemi, yüzeyi ağaç reçinesiyle kaplanmış ve büyük ölçüde şarap içeren yaklaşık 900 adet amfora taşıyordu.
Zeytinyağı, tütsü yağı veya mercimek gibi başka ürünler içeren bazı amforaların üzerinde, içlerinde ne taşıdıklarını belirten yazılar kazınmıştı.
Yassıada Batıkları Salonu, yalnızca bu üç batıktan elde edilen buluntuların sergilendiği bir alan olmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye kıyılarının hemen açıklarında su altında gizlenmiş ve dünyanın dört bir yanındaki su altı arkeolojisi ekiplerine meydan okumayı bekleyen pek çok antik hazineye dair ayrıntılar da sunmaktadır.
Bu tür yazıları okumak istiyorsanız Bodrumlife Dergileri sizi bekliyor

