Hikâyemizin Başı
Bundan birkaç yüz yıl önce, Osmanlı amirali Kızılhisarlı Mustafa Paşa’nın Osmanlı Donanması’na gemiler yapmak için Bodrum’a gelmesiyle başlıyor kilisemizin hikâyesi…
Kızılhisarlı Mustafa Paşa, savaş gemileri yapmak için komşu Yunan adalarından ustalar ve işçiler getirip Bodrum’a yerleştirecek; bu Rum ustalar ve işçiler Bodrum’da büyük bir kilise inşa edeceklerdi. Kiliseye de kendi inançlarınca denizcilerin, tüccarların, öğrencilerin, çocukların, hatta hırsızların koruyucusu olan Aya Nikola’nın adını vereceklerdi.
Kilisenin İnşası 1780 Yılında Tamamlandı
Osmanlı Devleti’nde farklı inançlara mensup topluluklar, ibadetlerini büyük ölçüde serbestçe yerine getirebilmiş, ibadet yerleri ve kutsal mekânları çoğunlukla korunmuştur. Ancak bu durum her zaman tam bir eşitlik ya da özgürlük anlamına gelmemekteydi.
1780 yılında inşası tamamlanan Rum Ortodoks kilisesinin yapımı da Rum tebaasının ibadetlerini yerine getirebilmeleri için Osmanlı padişahları tarafından çıkarılan yapım ve onarım fermanlarıyla desteklendi.
Aynı yıllarda bugün hâlâ ibadete açık olan Kızılhisarlı Mustafa Paşa Camii, Tepecik Camii, Kelerlik Camii ve Türkkuyusu Camii gibi pek çok cami de yapıldı.
Mübadele ve Boş Kalan Kilise
Derken 1923 yılında mübadele dolayısıyla Bodrum’daki Yunanlılar gitti, onların yerine artık bizim toprağımız olmayan Girit’ten gelen Türkler yerleştiler. Rum mahallesi, Giritli mahallesine dönüştü.
Malları mülkleri satıp ya da bırakıp giden Yunanlılarla, farklı inançlara sahip olsalar da iş bölümüne dayalı iyi ilişkiler kurmuş olan Bodrum halkı, yeni gelen Giritli Türklere alışmakta zorlandı. Dinleri aynı olsa da farklı davranışlara ve alışkanlıklara sahip Giritlilere “yarı gâvur” gözüyle bakılmaya başlandı.
Gel zaman git zaman Giritlilere de alışıldı, denge kuruldu. Ancak kilisede artık ibadet edecek kimse kalmamıştı.
Kilise Binası Zamanla Sosyal ve Kültürel Bir Mekân Oldu
Aya Nikola Kilisesi, müdavimleri gittikten sonra artık bir kilise değil, sadece bir bina olmuştu. Zamanla bu bina, ihtiyaç duyulan alanlarda imdada yetişti ve Bodrum’un tarih çizgisinde bir kilise olarak değil, her fırsatta önemli işler için kullanılan bir mekân olarak kendine yer edindi:
Süngerleri koyacak yer bulamayınca sünger deposu, istimle çalışan bir motorla elektrik üretmek için elektrik santrali, film izlemek için sinema, tiyatro ve benzeri gösterilere sahne, hatta gelin ve damatlara nikâh ve düğün salonu oldu.
Kilise, 1923–1969 yılları arasında Bodrum’da yaşayan herkesin bir şekilde yolunun düştüğü, hayatının önemli anlarını yaşadığı ve bu anları sevdikleriyle paylaştığı bir mekân oldu.
Kilise binasında ilk filmler seyredildi, film yıldızlarının görüntüleri burada kalpleri çarptırdı. Kilisenin sahnesinde izlenen tiyatro eserleri kimi zaman coşkuyla, kimi zaman ise hüzün ve gözyaşıyla alkışlandı.
1928–29 yıllarında, kilise binasına buharla çalışan bir elektrik üretim motoru kurarak Bodrum’a elektrik sağlayan şirketin kurucuları Hasan Uslu, Hasan Zengin ve Belediye Başkanı Dr. Mümtaz Ataman’ın kardeşi Necip Ataman idi.
Kilise Binası 46 Yıl Boyunca Bodrumluların Hayatında Yer Aldı
“1930–1980 Bodrum” kitabının yazarı, Bodrum’un köklü ailelerinden birine mensup Rüştü Gür şöyle anlatıyor:
“Bodrum Gençlik ve Spor Kulübü’nün etkinlikleri ikinci bir okul gibiydi. Biz de bizden önceki kuşağın izinden gidip yalnızca futbol oynamıyor, atletizm ve tiyatro çalışmaları da yapıyorduk. Yöneticimiz Bodrum’un tanınmış ailelerinden Derviş Görgün’ün kardeşi Yusuf Görgün’dü.
Cumhuriyetin ilk yıllarında kilise, Halkevi’ne bağlı sosyal etkinlikler için kullanılırdı. Ayrıca 1943–44 yıllarında Şoför Kemal Ay adlı bir şahıs dışarıdan tiyatro grupları getirip kilisede gösteriler düzenlerdi.
Kilisede Turgut Nalbantoğlu’nun ablası Halime Hanım ile Bodrum Jandarma Komutanı Abdülkadir Okyay’ın nikâh töreni de yapıldı.
Kulüp olarak Süt isimli bir tiyatro oyunu sahneye koymuştuk. Her zaman yaptığımız gibi Halkevi bünyesinde, kilisede oynayacaktık. Ama davetiyeler Halkevi adına hazırlanacağına CHP adına hazırlanmış, Halk Partisi İlçe Başkanı Niyazi Toker tarafından da imzalanmıştı.
Babam, ‘Gençleri nasıl olur da politikaya alet edersiniz?’ diye çok kızdı. Davetiyelerin parti adına değil, daha önceleri olduğu gibi Halkevi adına basılmasını istedi. Önerisi kabul edilmeyince piyes iptal edildi.”
“Tarihî Değeri Yoktur, Bunlar Kiliseyi İbadete Açacaklar” Dedikoduları
Kilise olarak 1923 yılında boş kalan, fakat yıllarca Bodrum’un sosyal ve kültürel yaşamında önemli bir yer edinen kilise binası, nedense birilerini rahatsız etmeye başladı.
“Tarihî değeri yok”, “Kiliseyi ibadete açacaklar” gibi dedikodular ortalıkta dolaşmaya başladı. Kilisenin yıkılması için belediyeye baskılar arttı.
“Çökme tehlikesi vardır” gerekçesiyle yıkımına karar verilen kilise, dinamitle zor yıkıldı.
Bundan sonrasını Baskın Oran’dan dinleyelim:
“Belediye Reisi Derviş Bey’in bu barbarlığı yapması mümkün mü? İnsancıl, zamanı için çok kültürlü; lise bitirmiş. Çok dindar; ibadet yerini yıkar mı?
Üstelik süngerci Kalimnoslularla ve diğer adalılarla sürekli görüşüyor, gidip geliyor.
Kendi anasıyla konuştuğu dil, yani anadili de Rumca, çünkü Girit göçmeni. Sabah kalkınca ilk işi, çit radyoyu açıp Rumca şarkı bulmak oluyordu, küçük kızını öyle uyandırıyordu.
Derviş Bey tabii ki razı olmuyor. Bunun üzerine baskılar yoğunlaşıyor ve ‘Sen yapmayacaksan biz yapacağız’lar başlıyor. Bu ayrıntıları nereden biliyorum derseniz, Derviş Bey benim göremediğim kayınpederim.
Tabii aklı başında insanlar da vardı. Bodrum’u Tanıtma ve Turizm Derneği 1965’te başkan Rüştü Gür imzasıyla gönderdiği yazılarla yetkilileri uyardı. Bu anıt yıkılırsa hem turizm baltalanır hem de Yunanistan misillemeye girip camileri yıkmaya başlayabilir, dediler.
Sonunda Muğla’dan bir fen memuru yollandı. Bu kişi, ‘Tarihî bir özelliği yoktur; Nikola adlı biri tarafından yaptırılmıştır. Mâil-i inhidad (çökme eğilimi) bahis konusudur’ raporu verdi.
Köy İşleri Bakanlığı, Aya Nikola’yı belediyeden 10 bin liraya satın aldı. Yıkım başladı.
İşin ilginç (ve daha da rezil) tarafı, ‘çökme tehlikesi vardır’ denilen bu güzelim anıta kazma kürekle girilip yıkılamayınca sonunda dinamit koyuldu.
O kadar ki, meydana açılan ve bugün Seyfi Bar’ın bulunduğu çıkmaz sokakta yaşayan ihtiyar kadınlardan dinlediğime göre, evlerin camları kırılmış.
Buna rağmen ilk katın duvarları yıkılamayınca Halk Eğitim binası onların üzerine çıkarılarak dinamitlenmiş. Yıkım 1969’da, evet, bin dokuz yüz altmış dokuzda sonuçlandı.”
Aya Nikola Kilisesi, Bodrum Kent Kimliğinin ve Ortak Belleğinin Ayrılmaz Bir Parçası
Osmanlı atalarımızın devlet anlayışı sonucunda bir kilise olarak vücut bulan, fakat sonrasında bir neslin gençliğini şekillendiren, sosyal hayatını renklendiren, aydınlatan bir bina iken, bir anda yerle bir edilen acaba sadece duvarlar mıydı?
Yazan:
İkbal Çiğdem Köse
Bodrumlife Dergisi
26.Sayı, Haziran 2013

