(Bu yazı 1996’da yayınlanmıştır.) Son yıllarda Bodrum’da değişim büyük boyutlarda. Bütün dünyada olduğu gibi burada da değişim gelişmeyi ve gelişme de zenginliği getirdi. Ama bu değişim ve zenginliğin kentsel yaşamımıza yansıması acaba aynı oranda mı? İşte bu tartışılır.Nüfusumuz yirmi bini çoktan aştı. Kentin turizmden girdisi, yarısından fazlası döviz olarak, milyarlarla ölçülüyor. Değil sadece kentsel toprakta, yarımadanın en ücra köşesinde bile, toprak rantı korkunç boyutta. Kentte on metrekare bir dükkânın kirası aylık on milyonun üzerinde. Uluslararası markalar mahalle aralarında satılıyor. Bar, disko ve lokantalarımız Batı ülkelerindekileri aratmıyor. Bir kısım Bodrumlu, kentsel yorgunluklarını uluslararası sosyal kulüplerde, mevsimlik yorgunluklarını ise dünyanın belli başlı tatil beldelerinde gideriyorlar.
Bütün bu gelişim ve zenginliğe karşın Bodrum işporta görünümünde. Kent içinde, giderek yok olan narenciye ağaçları ile kaplı, sessiz, sakin tek bahçe yok. Gençler kahve ve bar köşelerinde pinekliyor; sağlıklı, kültürlü ve dengeli olarak bu gençlere kentte verebileceğimiz hiçbir faaliyet yok. Çok kapsamlı bir kültür sitesi yok. Kapalı yüzme havuzu yok. Tek geleneksel faaliyet deve güreşleri.
Halbuki bu zenginliğin sadece ufak bir kısmı kente dönse, başka bir deyişle halkın tamamının yararına kullanılsa, Bodrum’da neler neler olmazdı. Aslında “neler olmazdı” lafının arkasında birtakım gerçekler yatıyor. Ama bu gerçeklerin açığa çıkmasını, itiraf edelim, kimse istemiyor. Farklı bir çaba içine girmeyi bir türlü kabullenemiyoruz.
Açık yüreklilikle söylemek gerekirse, Bodrum’da yaşayan bizler, kökten bir Bodrum’da Değişim değişim için karşı pasif bir direnme içindeyiz. Mangalda kül bırakmamacasına bütün yıl, orada burada sürdürdüğümüz eleştirilere karşın, gerçek isteğimiz, beklentimiz, bu karmaşanın sürmesi. Çünkü herkes genelde halinden memnun. Seçim kavgası da kentsel ranttan daha fazla pay almak için yapılmaktadır.
Seçimlerin yaklaşması ile olay bütünüyle açığa çıktı. Dikkat edin, düne kadar birbirlerinin arkasından etmedik laf bırakmayanlar, bugün ittifak halindedir. Çıkar, bir yerde en etkin birleştirici araç halinde.
Aslında bu Bodrum’a has bir olay değil. Şu sıra, tüm iletişim araçlarıyla ortalığa yapış yapış demokrasi, insan hakları, basın özgürlüğü, özel teşebbüs, serbest rekabet, teknoloji, verimlilik lafları yayılmaktadır. Koparılan gürültüye bakmayın, niyet değişim değil, değişime karşı pasif bir direnmedir.
1996, Sudi İlkorur
Bu yazı Bodrum Magazin Dergisinde 1996 yılında yayınlanmıştır.
Bodrum LiMagazin Dergilerinin tüm sayılarını
okumak istiyorsanız burayı tıklayınız: Bodrum Magazin Dergileri


