Bodrumda Değişim: Bodrumda bir karış arsası olan neredeyse herkes, imar planlarında yapılacak değişiklikle o arsaya ev veya evler kondurma derdinde. Bitmeyen büyük bir iştahla. Resim temsilidir ve yazıya sonradan eklenmiştir
Bodrumda bir karış arsası olan neredeyse herkes, imar planlarında yapılacak değişiklikle o arsaya ev veya evler kondurma derdinde. Bitmeyen büyük bir iştahla. Resim temsilidir ve yazıya sonradan eklenmiştir

Aslında Hiç Kimse Bodrum’da Değişim İstemiyor

/
75 Kez Okundu

(Bu yazı 1996’da yayınlanmıştır.) Son yıllarda Bodrum’da değişim büyük boyutlarda. Bütün dünyada olduğu gibi burada da değişim gelişmeyi ve gelişme de zenginliği getirdi. Ama bu değişim ve zenginliğin kentsel yaşamımıza yansıması acaba aynı oranda mı? İşte bu tartışılır.Nüfusumuz yirmi bini çoktan aştı. Kentin turizmden girdisi, yarısından fazlası döviz olarak, milyarlarla ölçülüyor. Değil sadece kentsel toprakta, yarımadanın en ücra köşesinde bile, toprak rantı korkunç boyutta. Kentte on metrekare bir dükkânın kirası aylık on milyonun üzerinde. Uluslararası markalar mahalle aralarında satılıyor. Bar, disko ve lokantalarımız Batı ülkelerindekileri aratmıyor. Bir kısım Bodrumlu, kentsel yorgunluklarını uluslararası sosyal kulüplerde, mevsimlik yorgunluklarını ise dünyanın belli başlı tatil beldelerinde gideriyorlar.

Bütün bu gelişim ve zenginliğe karşın Bodrum işporta görünümünde. Kent içinde, giderek yok olan narenciye ağaçları ile kaplı, sessiz, sakin tek bahçe yok. Gençler kahve ve bar köşelerinde pinekliyor; sağlıklı, kültürlü ve dengeli olarak bu gençlere kentte verebileceğimiz hiçbir faaliyet yok. Çok kapsamlı bir kültür sitesi yok. Kapalı yüzme havuzu yok. Tek geleneksel faaliyet deve güreşleri.

Halbuki bu zenginliğin sadece ufak bir kısmı kente dönse, başka bir deyişle halkın tamamının yararına kullanılsa, Bodrum’da neler neler olmazdı. Aslında “neler olmazdı” lafının arkasında birtakım gerçekler yatıyor. Ama bu gerçeklerin açığa çıkmasını, itiraf edelim, kimse istemiyor. Farklı bir çaba içine girmeyi bir türlü kabullenemiyoruz.

Açık yüreklilikle söylemek gerekirse, Bodrum’da yaşayan bizler, kökten bir Bodrum’da Değişim değişim için karşı pasif bir direnme içindeyiz. Mangalda kül bırakmamacasına bütün yıl, orada burada sürdürdüğümüz eleştirilere karşın, gerçek isteğimiz, beklentimiz, bu karmaşanın sürmesi. Çünkü herkes genelde halinden memnun. Seçim kavgası da kentsel ranttan daha fazla pay almak için yapılmaktadır.

Seçimlerin yaklaşması ile olay bütünüyle açığa çıktı. Dikkat edin, düne kadar birbirlerinin arkasından etmedik laf bırakmayanlar, bugün ittifak halindedir. Çıkar, bir yerde en etkin birleştirici araç halinde.

Aslında bu Bodrum’a has bir olay değil. Şu sıra, tüm iletişim araçlarıyla ortalığa yapış yapış demokrasi, insan hakları, basın özgürlüğü, özel teşebbüs, serbest rekabet, teknoloji, verimlilik lafları yayılmaktadır. Koparılan gürültüye bakmayın, niyet değişim değil, değişime karşı pasif bir direnmedir.

Dikkat edin, iktidarı muhalifi bütün siyasi partiler 1982 Anayasası’na, anti demokratik olduğu gerekçesi ile karşı. Seçim yasasının da değişmesini istiyorlar. Yasaların değişmesi için yol ve yordam da belli. Bütün bu eleştirilere karşın yasalar değiştirileceğine, ellerine verilen bu anti demokratik yasaların uygulayıcısı durumunda bırakılan görevliler, kamuya suçlu gibi yansıtılıyor.

Düzenin değişmesini gerçekten isteyen böyle mi davranır? Yapılan, göstermelik çıkışlarla, değişmeye bir pasif direnmedir.

Biz gene Bodrum’a dönelim ve olayı somut bir hale getirmeye çalışalım. Bunun için, kentte değişik kesimden hayali bazı konuşmalara kulak verelim:

Bodrum'da Değişim: Bodrum'dan bir görünüm 1980 ler
Bodrum’dan bir görünüm 1980 ler

Aslında Hiç kimse Bodrum’da Değişim iİstemiyor…

“…Biliyorsun pederden iki ev kaldı. Bahçeli olana dört milyar veriyorlar. Onu satarak öbürünün altına dükkân yapıp kiraya vereceğim. Dükkâna şimdiden yıllık iki yüz milyon veriyorlar. Oğlan da bir araba diye tutturdu. Allah bin bereket versin, geçinip gidiyoruz işte…

…Bir müteahhit o bizim Yalıçiftlik‘teki orman sınırlı arsaya, ortak bir tatil köyü yapalım der. Niyeti ormana da sarkmak. ‘Sen bu işe karışma, o bizim işimiz, Ankara’da adamlarımız var, onu kafana takma,’ diyorlar. Herhalde kabul edeceğim…

…Arsaya Turizm Bankası kredisiyle, ufak, 30 yataklı bir pansiyon yaptım. Yabancılara kiralıyorum. Arsanın bitişiğinde de güzel bir yerim daha var, ama biraz ufak. Yanındaki arsayı planda yeşil alan olarak göstermişler. Eksik olmasın bizimkiler söz verdiler, plan tadilatıyla orayı iskâna açacaklar. Orayı da satın alıp, biraz daha büyükçe bir yer daha yapmak istiyorum…

…Kardeşim sen önce beğendiğin koyu gözüne kestir. Kimseye bir şey demeden bir S.S. Kooperatif oluştur. Ha unutma, yönetim kuruluna da bir iki kodaman eskisi oturt. Onların ismi çok önemli. Arazinin bir kısmının kaporasını ver, hemen bir mimara proje çizdir ve çok güzel maketle bir de broşür hazırlat. Ruhsat, kredi, su ve elektrik gibi işlere, sen ortada görünme, sayın büyük eskilerini koştur. Arkadan gelsin paracıklar…

…Dernek Başkan ‘çok muteber üyemizdir’ dedi mi, iş tamam arkadaş. Sen kefilleri ayarlamaya bak. Korkma, makineye burada kim iş verecek diye kimse sormaz. Bundan iyi yatırım mı olur, gresli bıraksan enflasyonu ikiye katlar…

…Yeter ki sen tezgâh koyacak iki yer ayarla. Her şeyin bir bedeli vardır oğlum. Tasalanma sen, bir yolu bulunur. Sen onların afra tafralarına bakma, parasını verir tezgâhlardan birini kalantor birinin dükkânının önüne oturturuz. Onlara zabıta da bir şey yapamaz…

…Şimdi tam zamanı yahu, yönetim kurulu şu bizim zam kararını alsın artık. Bütün bunlar karanlıkta balık avlıyorlar…”

Aslında hemen herkes, kendi durumunu açık yüreklilikle ortaya koyarsa, liste bir hayli uzar. Bu karmaşık ortamın değişmesini hiçbirimiz istemiyoruz. Sadece aramızda laklakla yetinerek, Bodrum’da değişim için  pasif bir direniş gösteriyoruz.

Hepimiz halimizden memnunuz ama bir de şu çamur, çukur, çöp, gürültü, trafik, işporta işi bir düzelse diyoruz. Eh ne yapalım, bütün bu pislik de bu türden memnuniyetin bedeli. Ona da katlanmak gerekecek. Hem değişime pasif bir direnme göster, hem de her şey düzgün yürüsün, işte bu olmaz.

1996, Sudi İlkorur

Bu yazı Bodrum Magazin  Dergisinde 1996 yılında yayınlanmıştır.

Bodrum LiMagazin Dergilerinin tüm sayılarını
okumak istiyorsanız burayı tıklayınız: Bodrum Magazin Dergileri

Konu Yazarı : Sudi İlkorur (1923-1998)

Yorumlarınızı Yazın

Your email address will not be published.

Sonraki Yazılar

Bodrum Değişiyor… Sene 1996

Önceki Yazılar

Bodrum ve İmar Planlarına Çomak Sokanlar

En Son Yazılarımızdan Seçmeler