Hydra Adası 'nda bir tek araç yok, tüm ulaşım taşıma eşeklerle yapılıyor.

Leonard Cohen’in Meşhur Hydra Adası’na hala Eşekler Hakim

//
627 Kez Okundu

“İbretlik bir turizm öyküsü Leonard Cohen ve Hydra Adası”

Hydra Adası, kuş uçmaz kervan geçmez bir ada 1960’larda… Bir gün genç bir adam gelir adaya… Bir ev tutar  ve burada yaşamaya başlar… Halkla haşır neşir olur… Yazılar yazar, resimler yapar, aşık olur. Şarkı söylemeye başlar. Ve meşhur olur, Leonard Cohen olarak dünyaya kendini tanıtır.

Leonard Cohen
Leonard Cohen

Tüm dünyanın tanıdığı Leonard Cohen 1960’larda Yunanistan’ın Hydra adasına gider… Bir yandan kendisi meşhur olur, diğer yandan Hydra’yı meşhur eder… Hydra halkı ile bizim Bodrum Halkı arasında en önemli fark, kendilerine bu şöhreti getiren sanatçıya minnet duyarlar… Yani “Vefa” denen şeyden haberleri vardır… O günkü yani 1960’lardaki Hydra adası ile bugünkü Hydra adası arasında hiç bir fark yok.

Leonard Cohen'in meşhur ettiği Hydra Adasında ulaşım eşeklerle sağlanıyor
Leonard Cohen’in meşhur ettiği Hydra Adasında ulaşım eşeklerle sağlanıyor

Leonard Cohen’in Evi Müzikseverlerin Kabe’si gibi

1960 da eğer turist olarak oraya gitmişseniz, sizin valizlerinizi eşeklerle taşırlardı çünkü hiç otomobil yoktur, hatta yol dahi yoktur Hydra’da. Bugün de aynı…  Kendilerine bu ünü sağlayan Leonard Cohen’i de hiç unutmazlar. Kaldığı evi tıpkı o günkü gibi korurlar…

O günlerden sonra bu ada ünlülerin uğrak yeri olur… Halen de dünyaca ünlü insanlar, benim en son hatırladığım mesela David Gilmour buraya gelip basit bir ev kiralayıp, valizleri, gitarları yine eşeklerle taşınıp haftalarca tatil yapmış…

Bugün Leonard Cohen’in kaldığı evi, yaşadığı odası Cohen’i seven turistlerin adeta Kabe’si…

Üstte: Leonard Cohen'in Evi Altta: Hydra adası.
Üstte: Leonard Cohen’in Evi Altta: Hydra adası.

Biz, Bodrum’da bu şansları yakalamışız 1980’in ortalarından sonra…

Dünyada, özellikle müzik dünyasında çok tanınan Ahmet Ertegün sayesinde Bodrum’a kimler kimler ayak basmamış… Mick Jagger, Bette Midler, Bir çok ünlü artist… Ahmet Ertegün’ün  Halikarnas Disko’ya getirdiği  sanatçılar, ünlü isimler o kadar çok ki…

Leonard Cohen’in evi Bodrum’un en güzel evi…. Hani  Tayyip Erdoğan nasıl Atatürk olamıyor ya aynı onun gibi, milyon dolarlar verseniz Bodrum’da Ahmet Ertegün’ün evi gibi bir ev yok… Müzeye çevirseniz, yaşayan Ahmet Ertegün dostlarını  Led Zeppelin’i, Rolling Stones’u açılışa davet etseniz yer yerinden oynar ama  Bodrum’da tık yok… Ahmet Ertegün birkaç kişinin belleğinde ya var ya yok.  Tıpkı Halikarnas Disko, Seyfi Bar ya da Hadigari, ya da Bodrum’u Bodrum yapan “Bodrum, Bodrum” şarkısı gibi…

 Hydra adası sakinleri ile Bodrum’da yaşayanlar arasındaki tek fark, “parayla satın alınamayacak bazı şeylerin olduğunun” farkında olmaları. Hydra adasındakiler hala eşeklerini seviyorlar, bizdekilerin elinde yakında nefes alacakları yeşil alan bile kalmayacak… Çünkü yaşadığı yere, yönettiği yere saygısı yok insanların…

Ahmet Ertegün’ü geçin… Bodrum’u sefaletten kurtaran minnet duymamız gereken Halikarnas Balıkçısı’nın  oturduğu ev köfteci dükkanı… Neyzen Tevfik, az bulunur bir Türk şairi, neyzen’i… Oturduğu ev bugün gudubet bir Mado Dondurmacısı…

Dünyanın en önemli Tarihçisi, Tarihin Babası, Herodot… Var mı bir Herodot Caddesi?

Zeki Müren, garibim. Mirasçısı olmadığı için kendisinden  kalan ev müzeye çevrilebilmiş.

Mirascısı olsaydı orası da ya kebabçı olurdu ya da balıkçı…

İşte Halikarnas Balıkçısı. Bir küçücük müzesi bile yok… Deniz Müzesinin içinde sıkıştırılmış bir alanda yasak savılıyor.

Bodrum’un ana gelir kaynağı  son 30 yılda turizm idi. Şimdi oteller yavaş yavaş evlere dönüşüyor. Giderek yeşil alanlar öyle veya böyle betonlaşıyor, deniz kıyıları en başta koruyacak olan belediyelerin bizzat başkanları tarafından bile  güzelim kıyıları tesislerle donatılıyor. Plajları halka kapatılıyor…Bodrumluların yaşadıkları yere, geçim kaynaklarına saygısı yok… Tüm mandalina bahçeleri tek tek yok edildi, edilmeye devam ediliyor… Bazıları  salt tek kendi ticaretleri ön plana çıksın diye mandalina etkinlikleri bile düzenliyorlar…  Komiktir  geçmişleriyle alay eder gibi bahçeyi ortadan kaldırıp Mandalin amblemini kullanarak Mandalin Otel yapanlar da Bodrum’un en ileri gelenlerinden…

Bugün “Bodrum Bodrum” diye sözüm ona Bodrum’u kurtarmaya kalkanlara eğer yeteri kadar para verseniz Bodrum’un üzerini  Betondan bir perde ile kaplatılmasına bile razı gelecek bir açgözlülükle hazır bekliyorlar…

Hydra adası sakinleri ile Bodrum’da yaşayanlar arasındaki tek fark, “parayla satın alınamayacak bazı şeylerin olduğunun” farkında olmaları. Hydra adasındakiler hala eşeklerini seviyorlar, bizdekilerin elinde yakında nefes alacakları yeşil alan bile kalmayacak… Çünkü yaşadığı yere , yönettiği yere saygısı yok insanların…

Küçücük Hydra adası dünyaya “Büyük Kaçış” diye satılıyor. Bodrum ne yazık ki “Satılamıyor” artık… Pardon, satılıyor ama parsel parsel, turistik olarak değil…

 

Bu Yazı Bodrumlife Dergisi‘nin Ocak 2025 tarihli
28. Sayısında yayınlanmıştır.

Yazı: Necip Damar

Konu Yazarı : Necip Damar

Yorumlarınızı Yazın

Your email address will not be published.

Sonraki Yazılar

Bodrum’un Vazgeçilmez Taş Ev Tutkusu

Önceki Yazılar

Bodrum, Bitkiler, Peyzaj ve Serap Yanar’ın Tasarımları

En Son Yazılarımızdan Seçmeler