Aya Nikola Kilisesi'nin bugünkü hali

Cam’da Bir Keramet Var!

686 Kez Okundu

Yıllar önce Dünyanın Yedi Harikasından birisi olan Mausoleum’un  kalıntıları üzerine “Mausoleum’u Camdan Yeniden Yapacağız” diye ortaya çıktılar, şimdi de yıllardır neredeyse her Bodrum Belediye Başkanının en öncelikli işi olan yıkık Aya Nikola Kilisesi’nin restore edilmesi konusu, bu kez  yeni Başkan Mandalinci tarafından “Biz Kiliseyi Camdan Restore edeceğiz” şeklinde açıklandı…

Cam’da bir keramet Var!

Aya Nikola Kilisesinin olası Rekonstrüksiyonundan sonraki temsili hali.

 

Üzerinden hayli seneler geçti ama  halen konuşulan ve sanki yapılacakmış gibi  davranılan ve muhteşem bir buluşmuş gibi gösterilmeye çalışılan Mausoleum’un Camdan Yeniden Yapılma Projesi’nin! yankıları devam ederken, bir başka cam işi proje  bu kez daha büyük bir yerden Bodrum Belediyesi’nden geldi…


Neredeyse beş seçim döneminde tüm Belediye Başkanlarının ana maddesi olan  “Aya Nikola Kilisesinin  Restorasyonu”  konusu bu kez restorasyon değil de üzerini cam ile örtmek olarak bir “Zihni Sinir” projesi olarak karşımıza çıktı…


Ya Bodrumluların kaçırdığı bir şey var, ya da bu cam projelerinin arkasında kimsenin bilmediği, aklının sırrının ermediği gizemler var…

Yıllar önce Dünyanın Yedi Harikasından birisi olan Mausoleum’un  kalıntıları üzerine “Mausoleum’u Camdan Yeniden Yapacağız” diye ortaya çıktılar, şimdi de yıllardır neredeyse her Bodrum Belediye Başkanının en öncelikli işi olan yıkık Aya Nikola Kilisesi’nin restore edilmesi konusu, bu kez  yeni Başkan Mandalinci tarafından “Biz Kiliseyi Camdan Restore edeceğiz” şeklinde açıklandı…

Belediye Başkanı Tamer Mandalinci konuyu şöyle açıklamış.

Belediye Başkanı Mandalinci, sunum sırasında Aya Nikola Kilisesini anlatıyor.

 

“Ben göreve geldiğimden beri bir çalışma yürütüyoruz. Ben hatta Turizm Bakanımıza ‘Efendim, ben Aya Nikola Kilisesi’ni bir müze olarak hayata geçirmek istiyorum. Lütfen bize bunun tahsisini verin. Sizden para istemiyorum. Devletimden en ufak bir para istemiyorum. Ben buradaki sponsorlarla inanılmaz bir iş ve işlemi burada yürütebilirim.’ dedim.

Muğla Kültür Turizm İl Müdürümüz Sayın Hüseyin Müdürümüz, Müze Başkanlığımız, devletimizin her kurum kademesiyle iş birliği yaparak çok güzel bir proje hazırladık arkadaşlar. Hepinizin görünce heyecanlanacağı bir proje. Birkaç gün sonra animasyonları da gündeme gelecek.

Orada sergilerimiz olacak, söyleşilerimiz olacak, müzikler olabilir. Tamamen çelik yapıyla yapıyoruz. Çelik yapı üzerinde bir camımız var, camın üzerinde bir metal var. Bu metal hem bize bir geçirgenlik sağlayacak hem de bir gölge havası sağlayacak. Geceleri animasyonlar, ışık şovları olacak. Belirli bir saatte, mesela her gün saat 8’de bileceksiniz ki Aya Nikola’da bir kültür etkinliği var.

Bir ışık sergisi, ışık gösterisi var. Projesi çizimleri, her şey tamamlandı. Bu proje beni çok heyecanlandırıyor. Kilisenin müze olarak yeniden hayata geçmesi hepimiz için çok önemli. O yüzden ciddi bir kamuoyu desteğine ihtiyacımız var. Hükümetimizden ciddi bir desteğe ihtiyacımız var. Hiçbir şekilde maddi bir beklentimiz yoktur. Tek istediğim, bize izin vermeleri.

Biz orada kilise yapmıyoruz. Gönül ister ki yapalım. Yani herkesin ibadetine saygı duyuyoruz. Türkiye bütün güzellikleriyle güzel. Yani bizim Müslümanımızla gayrimüslimimiz, bizler hep beraber güzeliz. Bu topraklarda hep beraber var olduk. Gönül ister ki kilise yapalım ama müze olmasının daha uygun olduğu söylendi.

Hiç sorun değil. Biz normlarını, çizgilerini korumak suretiyle müze olarak da yaparız. Burada gelen gayrimüslim vatandaşımız kendi içinde ibadetini de yapabilir. Ona biz zaten bir şey diyemeyiz. Ama asıl formu bir müze, bir geçmişe saygı ve mirası yeniden ayakta tutma projesi olacak. Bunu çok çok önemsiyorum.”

Ne demiş Başkan bir daha bakalım:

“Tamamen çelik yapıyla yapıyoruz. Çelik yapı üzerinde bir camımız var, camın üzerinde bir metal var. Bu metal hem bize bir geçirgenlik sağlayacak hem de bir gölge havası sağlayacak. Geceleri animasyonlar, ışık şovları olacak.”

Yani sizin anlayacağız kilise, kilise olmaktan çıkıyor, rengârenk ışıklar, müzik eğlence gırla… Komşumuz yanıbaşımızda demezler mi insana “Kilisemizi ne hale çevirdiler…? ” Kos’taki camiyi böyle birşeye çevirseler şu andaki zihniyetle Yunanistan’a savaş bile açarız….

Hem neden cam?  Halâ çok merak ediyoruz… Nereden geliyor bu  cam sevdası  gerçekten anlayamıyoruz…

Bodrum’un önemli sanatçılarından , sıradışı bir Sanat Merkezi olan Arthill’in kurucusu Ressam Ender Güzey bakın neler söylüyor:

Aya Nikola Kilisesi’nin aslına Uygun rekonstrüksiyonun gerekliliği üzerine düşüncelerim:

Bodrum’un merkezinde, geçmişin izlerini taşıyan en kıymetli yapılardan biri olan Aya Nikola Kilisesi, yalnızca bir mimari kalıntı değil; kültürler arası geçişin, hafızanın ve kimliğin taşıyıcısıdır. Bu yapının restorasyon sürecinde uygulanacak yöntem yalnızca bir teknik tercih değil, aynı zamanda geçmişe duyulan saygının, kültürel mirasa verilen değerin ve gelecek kuşaklara bırakılacak anlatının bir ifadesidir. Bu nedenle önerilen çelik konstrüksiyonla yapılan çağdaş bir müdahale yerine, orijinaline sadık bir rekonstrüksiyonun yapılması, tarihsel, kültürel ve etik açıdan zorunluluk taşımaktadır.

1. Tarihi ve Mimari Değerin Korunması

Aya Nikola Kilisesi, 18. yüzyıldan kalma bir Ortodoks ibadethanesi olup, Bodrum’un çok katmanlı kültürel yapısının sessiz tanıklarındandır. Kilise, bir dönemin toplumsal ve dini yaşamının merkezini oluşturmuş, limanla bağlantılı olarak denizcilik kültürüne içkin bir anlam kazanmıştır. Çelik bir yapı ile yapılacak çağdaş bir eklenti, bu tarihsel bağlamı silikleştirme riski taşır. Oysa rekonstrüksiyon, yapıdan geriye kalan özgün izleri temel alarak onun özgün hacmini, malzemesini, teknik detaylarını ve mekânsal algısını yeniden kurmayı amaçlar. Bu sayede hem fiziksel hem de kültürel süreklilik sağlanır.

2. Venedik Tüzüğü ve Kültürel Miras Etiği

Uluslararası anıtlar ve sitler konusunda en temel rehberlerden biri olan 1964 Venedik Tüzüğü, kültürel mirasın korunmasında “saygı” ilkesini temel alır. Tüzüğün 15. maddesinde, rekonstrüksiyonun ancak sağlam belgeler temelinde yapılması ve orijinal malzeme ve tekniklere uygun olması şartıyla kabul edilebileceği belirtilmiştir.

Aya Nikola Kilisesi özelinde, yapı hakkında yeterli fotoğrafik, planlı ve arkeolojik veri mevcutken, bu belge ve bulgulara dayalı bir rekonstrüksiyon hem uluslararası ilkelere uygun olur hem de etik sorumluluğumuzu yerine getirir.

3. Çelik Konstrüksiyonun

Yabancılaştırıcı Etkisi

Çelik konstrüksiyon gibi çağdaş malzeme ve formların, tarihi yapıların içine veya çevresine yerleştirilmesi bazı çağdaş mimarlık yaklaşımlarında “zamansal kontrast” yaratmak adına savunulabilir. Ancak bu yaklaşım her bağlamda geçerli değildir.

Özellikle Aya Nikola gibi dini ve sembolik önemi yüksek bir yapının içine uygulanacak çelik iskelet, hem malzeme uyumsuzluğu hem de ruhsal-mekânsal bütünlük açısından ciddi bir yabancılaşma yaratacaktır. Bu tür yapılar “anıtsal sessizlik” ve tarihsel haysiyet içerir. Bu haysiyeti paslanmaz çelikle yeniden yazmak mümkün değildir.

4. Kent Kimliği ve Toplumsal Bellek Açısından Sorumluluk

Bodrum, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, çok kültürlü tarihsel geçmişiyle de bir dünya mirasıdır. Aya Nikola Kilisesi’nin varlığı, bu çoğulculuğun simgesidir.

O nedenle burada atılacak her adım, yalnızca mimarlara ya da bürokratik kararlara değil, kent belleğine ve toplumsal hafızaya karşı bir sorumluluktur. Aslına sadık kalınarak yapılacak bir rekonstrüksiyon, geçmişle kurulan köprüyü güçlendirecek ve bu değerli yapının ruhunu gelecek kuşaklara taşıyacaktır.

Sonuç:

Aya Nikola Kilisesi, modern estetik deneylerin değil, tarihsel sadakatin ve kültürel sorumluluğun alanıdır. Yıkılmış bir kilisenin yerine çelik bir “kopya” yapmak, onu yaşatmak değil; geçmişi estetize ederek yeniden icat etmek anlamına gelir. Oysa yapılması gereken, elimizdeki tarihsel verilerle, aslına uygun, taş ve harçla, geleneksel tekniklerle bu yapıyı yeniden var etmektir. Bu hem bilimsel, hem etik, hem de estetik açıdan en doğru yoldur.

Ender Güzey”

Konunun uzmanı 

Konuyu “Ben yaptım oldu” zihniyeti yerine bir sanatçı duyarlılığıyla bir takım temellere oturtarak açıklayan Ender Güzey’ in söylediklerine kulak vermek lazım.

Türk Yunan ilişkileri açısından  ele alındığında eğer dostluk ve kardeşlikten  dem vuracaksak, en doğru olan yolun “Rekonstrüksiyon” olduğu fikrine arka çıkmamız gerekiyor… 

“Yani bizim Müslümanımızla gayrimüslimimiz, bizler hep beraber güzeliz. Bu topraklarda hep beraber var olduk. Gönül ister ki kilise yapalım ama müze olmasının daha uygun olduğu söylendi.” demişler sayın Başkan’a. Kim demiş bunu,  çok merak ediyoruz…

Sayın Mandalinci’nin mayıs ayının ortasında yaptığı açıklama da paragraf aralarında “Animasyonları bile hazır, bir kaç gün sonra göreceğiz” demesine rağmen  temmuz ayındayız ortada ne animasyon var ne doğru düzgün bir açıklama… Biz basın olarak elde edemedik, bir bilen gören varsa açıklarsa seviniriz…

Hem bu kilise olayının detaylarını, hem de bu cam sevdasının nereden geldiğini.

İbretlik bir yazı okumak istiyorsanız bir sonraki sayfaya devam edin ve Baskın Oran’ın “Enişte Gözüyle Bodrum” kitabından  kendi izniylle aktardığımız yazısına bir göz atın “Bodrum Aya Nikola kilisesini nasıl yıktık”

Konu Yazarı :

Yorumlarınızı Yazın

Your email address will not be published.

Sonraki Yazılar

Karyalı Kadınların Sonuncusu Canan Küçükeren

Önceki Yazılar

Tarih, tutku ve sanat Bodrum Kalesi’nin büyülü atmosferinde yeniden buluşuyor! 22. Bale Festivali’ne Hoşgeldiniz

En Son Yazılarımızdan Seçmeler